27 Aralık 2009 Pazar

SEDA TANSUKER kimdir?



SEDA TANSUKER

1985, İstanbul doğumlu. Orta okul ve liseyi Maltepe Anadolu Lisesi’nde okuduktan sonra 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren pek çok oyunda dramaturg ve yönetmen olarak görev aldı. ‘Tiyatro Triole - Jeanne D’Arc’ın Öteki Ölümü’ ile ‘Tiyatro Su - Bok Sosyolojisi’ oyunlarının dramaturgluğunu yaptı. 2007 yılında Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yedi aylık stajı ile başlayan basın hayatı Milliyet Sanat ve Kadıköy Life dergilerinde sürdü. Bunların yanı sıra çeşitli kitap (Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan '80’lerde Çocuk Olmak' kitabının içindeki “Şirinler: Hala Uslu Çocuklarız” ile 'Mutsuz Aşk Vardır' kitabının içindeki "Mavi Ağaç Aşk Limited" adlı öyküler.), dergi (Düş Kent / Sayı: 22 – “Sessizliğin Çığlı” adlı şiir ve Sayı: 26 – “Yansımadaki Yanılgı” adlı öykü.), gazete ve dergi (Cumhuriyet Gazetesi, Gazete Kadıköy ile TEB OYUN) ve internet sitelerinde yazdığı eleştiri yazıları ile yaptığı röportajlar yayımlanmıştır. ‘İçimizi Isıtan Melodiler’, ‘İstanbul’da Opera Serüveni Sergisi’ ile ‘Sesler Hazinesi’ projelerinin yanı sıra Tiyatro Hayal Et’in de proje koordinatörlüğü ve basın danışmanlığını yaptı. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Stanislav Stratiev’in yazdığı Arif Akkaya’nın yönettiği ‘Otobüs’ ile Samuel Beckett’ın yazdığı Şahika Tekand’ın yönettiği ‘Oyun’ adlı oyunlarda gönüllü reji asistanı görevini üstlendi. 2011 yılından beri Kadıköy Belediyesi Engelli Danışma ve Dayanışma Merkezi Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi'nde gönüllü okuyucudur. Ali Poyrazoğlu Tiyatro Atölyesi’nde dramaturji; misafir öğretmen sıfatıyla Bil Sanat Akademisi’nde dramaturji ve tiyatro tarihi dersleri verdi. Şimdilerde ise çeşitli kuruluşlarda yaratıcı drama dersi vermektedir. Tiyatro hayatına yönetmen, dramaturg ve yazar olarak kurucu ortağı olduğu Şefin Tavsiyesi Oyuncuları'nda devam etmektedir. Tiyatro oyunlarının yanı sıra yazdığı kısa film senaryoları vardır. Seda Tansuker, aynı zamanda Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) ve Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM) üyesidir. 2013 yılının eylül ayında, Kanguru Yayınları'ndan "Engelli Koşu Gibisin Sevgilim" adlı öykü kitabı yayımlanmıştır. Aralık 2014'ten beri Altı Nokta Körler Derneği'nde gönüllü tiyatro dersleri vermekte ve oyun sahnelemekte(Tabu'dan Monopoly'e Kısa Bir Hikaye / Cimri) ; Ocak 2014'ten itibaren ise Uçan Süpürge Kadın Haber Sitesi'nde ,yerel muhabirler ağında, muhabirlik yapmaktadır. Ayrıca; elinden geldiğince sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktadır.

http://tiyatroelestirmenleribirligi.org/seda-tansu-selcuk - blog: sedatansuker.blogspot.com.tr - instagram: noktapati - twitter: stoyunculari


************************************************************************Detaylı Özgeçmiş

1985, İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü 2008 yılı mezunu Seda Tansuker, Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin en genç üyesidir.

2005-2009 tarihleri arasında ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Fatih ve Kadıköy Şubeleri’nde yaratıcı drama eğitmenliği, 2 oyunda yönetmenlik ve 2 oyunda da dramaturgluk görevlerini üstlendi; ‘Uluslararası Royal Academy’nin Türkiye şubelerinden Sahne Gösteri Sanatları / Özlem Güzel Bale Tiyatro ve Müzik Okulu’nda 2008 yılında sahnelenen ‘Susma Galileo Susma oyununda dramaturgluk yaptı.

Dramaturg ve tiyatro eleştirmeni kimliklerinin yanı sıra öğrenciyken atıldığı gazetecilik hayatına 4 Eylül 2007’de Cumhuriyet Gazetesi’nde başladı. Yedi ay süren basın stajını başarıyla tamamlayan Tansuker, okulunu “İ.Ü.E.F. Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü Öğrenci Temsilcisi” sıfatıyla tamamlamasının ardından bir yıl süreyle (Aralık 2008-Aralık 2009) Milliyet Sanat Dergisi’nde tiyatro eleştiri yazıları yazdı. Kadıköy Life Dergisi internet sitesi ile basılı dergisinde ve Anadolu Yakası internet sitesinin sanat editörlüğünü üstlendi ve yazıları yayımlandı. (Mart&Nisan 2009-Mart&Nisan 2010). Bunların yanı sıra çeşitli kitap, dergi ve internet sitelerinde yazdığı öykü, şiir ve eleştiri yazıları ile yaptığı röportajlar yayımlanmaya devam etmektedir.

Can Gürzap ile Arsen Gürzap’ın sahibi olduğu Dialog Anlatım İletişim’de Seslendirme ve Diksiyon Eğitimi (Mart 2009 - Haziran 2009) aldı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından Niyazi Ölmez ve onun kitabından sahnelenen “Sesler Hazinesi” ile “Kalbimizi Isıtan Melodiler” konserlerinin (Aralık 2009 – Eylül 2010) ; Mart 2010 tarihinden itibaren ise Genel Sanat Yönetmenliği’nin tiyatro sanatçısı Sumru Yavrucuk’un üstlendiği “Tiyatro Hayal Et”in Proje Koordinatörü ve Basın Danışmanlığını üstlendi.

(2010-2011)Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nun açtığı "Ali Poyrazoğlu Tiyatro Atölyesi"nde dramaturji dersi verdi.

Fatih Korkmaz'ın yazdığı ve Seda Çetin'in yönettiği Yönetmen Tiyatrosu'nun "Dikkat Zampara Var" (Ocak 2011 – Mart 2011) ile Özdemir Çiftçioğlu'nun yönettiği Tiyatro Triole'nin "Jeanne D'arc'ın Öteki Ölümü" (Ocak 2011 – Mart 2011) adlı oyunların dramaturgluğunu üstlendi. 2011 yılında kendi yazıp yönettiği, birer kere sahnelenen “Ne Eder Nebile?” ve “Yansımadaki Yanılgı” adlı kısa oyunları da bulunmaktadır.

İstanbul Aydın Üniversitesi Bil Sanat Akademisi’nde misafir öğretmen statüsünde Dramaturji ile Tiyatro Tarihi dersleri veren (Şubat 2011 – Mayıs 2011) Seda Tansuker, 3 Aralık 2011'de CKM A Salonu'nda sanat yoluyla ortak bir dil konuşmanın deneyimlendiği "Engeller=Önyargılarımız" etkinliğinin de yönetmenliğini üstlendi. Mayıs 2011 tarihinden beri Kadıköy Belediyesi Engelli Danışma ve Dayanışma Merkezi Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi'nde gönüllü olarak kitap okumaktadır.

Seda Tansuker, Tiyatro Su'nun kurucusu Tarık Günersel'in yazdığı ve yönettiği 'bOk Sosyolojisi' adlı oyunun (2011) dramaturgluğunun yanı sıra İBŞT'da Stanislav Stratiev'in yazdığı ve Arif Akkaya'nın yönettiği 'Otobüs' adlı oyunun (2011-2012) ve 18. Tiyatro Festivali için Samuel Beckett'ın yazdığı Şahika Tekand'ın yönettiği 'Oyun' adlı oyunun (2012) gönüllü reji asistanlığı görevini üstlenmiştir.

Ezgi Gizem Gülümser ile kurdukları ‘Şefin Tavsiyesi Oyuncuları’'nda Gülümser’in yazdığı "Piyanist /Kaybetmek" ve "Alt O" adlı oyunların dramaturgluğunu ve yönetmenliğini; 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü için sahneledikleri "Mavi Yengecin Dünyası" adlı oyunda ise yazarlık ve oyunculuk görevini üstlenmiştir.

Senaryosu kendine ve Ezgi Gizem Gülümser'e ait olan "Modern Rapunzel" adlı kısa filmin dekorları da kendine aittir. 2013'ün eylül ayında ise Kanguru Yayınları'ndan "Engelli Koşu Gibisin Sevgilim" adlı öykü kitabı yayımlanmıştır. Aralık 2013'ten beri Altı Nokta Körler Derneği'nde gönüllü tiyatro dersleri vermekte ve oyun sahnelemekte; Ocak 2014'ten itibaren ise Uçan Süpürge Kadın Haber Sitesi'nde ,yerel muhabirler ağında, muhabirlik yapmaktadır.


2008 yılından beri Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) ve Nisan 2012'den beri Bilim ve Sanat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM) üyesidir Ayrıca;barınaktaki hayvanlar, engelliler ve çocuklar yararına sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer almaktadır.
***************************************************************************

Seda Tansuker, who graduated from Istanbul University Faculty of Letters Department of Theatre Criticism and Dramaturgy, is also the youngest member of International Association of Theatre Critics.

Between 2005 and 2009 she worked as a Creative Drama teacher in Fatih and Kadıköy branches of the Association In Support of Contemporary Living, acted as a director in two plays and as a dramaturg in two others. She also acted as a dramaturg in the play “Susma Galileo Susma” (2008) which was performed at the Özlem Güzel Ballet, Theatre and Music school, a partner of ABRSM.

Apart from her role as a dramaturg and theatre critic, she has started to work as a journalist at the newspaper “Cumhuriyet”, on September 4, 2007, while she was still a student. After successfully completing seven months long internship period at “Cumhuriyet” and graduating from Istanbul University as a prefect and the deputy president of the faculty, she wrote theatre criticism articles for Milliyet Art Magazine between years 2008 and 2009. She also worked as an art editor for Kadıköy Life Magazine (both in its printed and digital form) and Anadolu Yakası web site between 2009 and 2010.

Also, her interviews have been published in Cumhuriyet Weekend Supplement and Gazete Kadıköy. Her stories and poems are regulary published in several books and magazines.

She has also received dubbing and enunciation training in Dialog Anlatım İletişim, which is owned by Can Gürzap and Arsen Gürzap. Between December 2009 and September 2010. She was the press counsellor to Niyazi Ölmez and adaptations of his works “Sesler Hazinesi” and “Kalbimizi Isıtan Melodiler”. Since March 2010, she has been the press counsellor to “Tiyatro Hayal Et” which is directed by actress Sumru Yavrucuk. She worked (2010-2011) as a dramaturgy teacher in “Theatre Workshop” ran by Ali Poyrazoğlu, the actor.

She worked as a dramaturg in the play “Dikkat Zampara var” (2011) written by Fatih Korkmaz and directed by Seda Çetin in Yönetmen Tiyatrosu and “Jeanne D’arc’ın Öteki Ölümü” (2011) which is directed by Özdemir Çiftçioğlu in Tiyatro Triole. In 2011 she directed “Ne Eden Nebile?” and “Yansımadaki Yanılgı” which were also written by her and each were put on stage once.

As a guest teacher for İstanbul Aydın University Bil Sanat Academy, she gave Dramaturgy and Theater History lectures (February -May 2011). She directed “Engeller-Önyargılarımız” in Caddebostan Culture Center on 3.12.2011 as an effort for a shared language via art. She voluntarily reads books for blind people at Kadıköy Municipality Handicapped Counseling and Solidarity Center, Blind People Vocal Library.

She worked as a dramaturg for “bOk Sosyolojisi” (2011) which was written and directed by Tarık Günersel, the founder of Tiyatro Su, volunteered as a stage direction assistant for the plays called “Otobüs” (2011) written by Stanislav Stratiev and directed by Arif Akkaya and “Oyun” (2012) written by Samuel Beckett and directed by Şahika Tekand in İBŞT for 18. İstanbul Theatre Fest.

She also worked as a dramaturg and director for “Piyanist/Kaybetmek”(2011-2012)-"Alt O" (2013) written by Ezgi Gizem Gülümser and "Mavi Yengecin Dünyası" written by herself from “Şefin Tavsiyesi Oyuncuları” theater company founded by herself since 2011.In September 2013, her story book "Engelli Koşu Gibisin Sevgilim" was published. Since December 2013 January she's been working as a teathre teacher at Six Dots Association İstanbul Branch and since January 2014 she's been working as a reporter in the local reporters network of Flying Broom Women News Site. / She's a member of AITC (İnternational Association of Theatre Criticis) since 2008 and BESAM ( The Owners of The Association of Science And Art Works) ****************************************************************

Kronolojik sıra

1985 İstanbul doğumlu. İlkokulu Erenköy İlköğretim Okulu'nda okuduktan sonra orta okul ve liseyi Maltepe Anadolu Lisesi'nde okudu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü 2008 yılı mezunu.

Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi üyesi.

BAŞINDA OLDUĞU PROJELER

Engeller = Önyargılarımız 2011

Kadıköy Belediyesi Engelli Danışma ve Dayanışma Merkezi ile hayata geçirdiğimiz proje. 3 Aralık 2011 CKM A Salonu'nda buluşmak üzere!

YÖNETTİĞİ OYUNLAR

Çılgın İzciler 2007

(Yazarı; Erkan Horzum / ÇYDD Fatih Şubesi)

Şair Evlenmesi 2008

(Yazarı; Şinasi / ÇYDD Kadıköy Şubesi)

Kaybetmek - Piyanist 2011

(Yazarı; Ezgi Gizem Gülümser / Şefin Tavsiyesi Oyuncuları / İstanbul-İzmir) / Alt O 2013 /(Yazarı; Ezgi Gizem Gülümser / Şefin Tavsiyesi Oyuncuları)
/ Cimri 2014 (Yazarı; Moliere / Altı Nokta Körler Derneği İstanbul Şubesi Tiyatro Atölyesi/
DRAMATURGLUĞUNU YAPTIĞI OYUNLAR

Beşik Kertmesi 2007

(Yazarı; Lale Oraloğlu / Yönetmeni; Erkan Horzum / ÇYDD Fatih Şubesi)

Susma Galileo Susma 2008

(Yazarı; Mustafa Gezer / Yönetmeni; Damla Özen / Sahne Gösteri Sanatları Özlem Güzel
Bale Tiyatro ve Müzik Okulu)

Eşik (Çıkış oyunundan uyarlama) 2009

(Yazarı; Adalet Ağaoğlu / ÇYDD Kadıköy Şubesi)

Dikkat Zampara Var 2011

(Yazarı; Fatih Korkmaz / Yönetmeni; Seda Çetin)

Jeanne D'arc'ın Öteki Ölümü 2011

(Yazarı; Stefan Tsanev / Yönetmeni; Özdemir Çiftçioğlu / Tiyatro Triole)

bOk Sosyolojisi 2011

(Yazar ve Yönetmeni; Tarık Günersel / Tiyaro Su)
YAZDIĞI / YÖNETTİĞİ OYUNLAR

Ne Eder Nebile? 2011
TC. Aydın Üniversitesi Bil Sanat Akademisi / Şefin Tavsiyesi
Yansımadaki Yanılgı 2011
Mavi Yengecin Dünyası 2013 / Şefin Tavsiyesi Oyuncuları / Tabu'dan Monopoly'ye Kısa Bir Hikaye 2014 / Altı Nokta Körler Derneği İstanbul Şubesi Tiyatro Atölyesiİstanbul Melodisi 2014 / Maltepe Anadolu Lisesi ------------REJİ ASİSTANLIĞI YAPTIĞI OYUNLAR--------------

Otobüs 2011-2012

(Yazar; Stanislav Stratiev / Yönetmen; Arif Akkaya / İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları.)

DRAMATURGLUĞUNU YAPTIĞI FİLMLER

Çamaşır Rüzgarda Kurur 2011-2012

(Senaryo; Cengiz Tapan / Yönetmen; Cengiz Tapan.)

VERDİĞİ SEMİNERLER

09.05.2008, "İletişim Yöntemleri", Kadıköy Belediyesi Brifing Salonu, Çaydaş Yaşamı Destekleme Derneği Kadıköy Şubesi İletişim Atölyesi, Serap Ören ile birlikte.

YAYIMLANAN RÖPORTAJLARI İÇİN
TEB OYUN Dergisi 2013 Güz 19. Sayısı "Bir Karşı Tecavüz Oyunu: Yollu." -TEB OYUN Dergisi 2012 Yaz 15. Sayısı "Psikanalitik In-Yer-Face."
-TEB OYUN Dergisi 2012 Bahar 13. Sayısı "Her Deha Sahibi Dahi Olamaz."

-Kadıköy Gazetesi Sayı; 626 "Hayatın Kendisi İlham Perisi."

-Kadıköy Gazetesi Sayı; 534 "Kadıköy'ün Amerika'daki Gururu Burcu Göker."

-Kadıköy Gazetesi Sayı; 527 "İstanbul'da Opera Serüveni Sergisi Açılıyor."

-Cumhuriyet Gazetesi 15 Mart 2008; "Kiralar Sürgünü Koca Şair."

MİLLİYET SANAT DERGİSİ'NDE YAYIMLANAN ELEŞTİRİ YAZILARI İÇİN

Bkz. sedatansuker.blogspot.com

YAYIMLANAN SANAT HABERLERİ İÇİN

Bkz. sedatansuker.blogspot.com

YAYIMLANAN ŞİİR VE HİKAYELERİ

Yitik Ülke Yayınları /"80'lerde Çocuk Olmak" / Kasım 2010 Basımı / Sayfa; 246 / Öykü; "Şirinler; Hala uslu çocuklarız..." ile "Mutsuz Aşk Vardır" /Ocak 2014 Basımı / Sayfa;340 / Öykü; "Mavi Ağaç Aşk Limited"/

Düş Kent Fanzini Sayı: 26 / 2010 Yaz Sayısı / Hikaye; "Yansımadaki Yanılgı"

Düş Kent Fanzini Sayı: 22 / 2009 Yaz Sayısı / Şiir; "Sessizliğin Çığlığı"

ALDIĞI EĞİTİMLER

2009 Mart-Haziran DİALOG Anlatım İletişim’de seslendirme eğitimi.

ÖDÜLLERİ

1996 TC.BAŞBAKANLIK AİLE ARAŞT KUR. BAŞK., resim yarışması sertifikası. SERGİLER04.10.2013-CKM A-B Salonu Fuayesi; Aspet Manukyan ile (4 Ekim Hayvan Hakları), 06.10.2013-12.10.2013 - Tüze Sanatevi (4 Ekim Hayvan Hakları Karma Sergi)

ÜYELİKLERİ

Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ile Bilm ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (BESAM).

http://sedathecat.deviantart.com/

www.fotokritik.com/kullanici/kucuktekir

BASINDA

http://tr.wikipedia.org/wiki/Tiyatro_Ele%C5%9Ftirmenleri_Birli%C4%9Fi

Cumhuriyet Gazetesi; http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=186396

Akşam Gazetesi; http://www.aksam.com.tr/2010/10/14/yazar/10255/aksam/yazi.html

Kadıköy Gazetesi; http://www.gazetekadikoy.com.tr/haberDetay.aspx?haberID=2239

Kadıköy Gazetesi; http://www.kadikoygazetesi.com/5197-opera-sanatinin-bilinmezligi-konserlerle-bilinir-kiliniyor%e2%80%a6/

Gazete Kadıköy; http://www.gazetekadikoy.com.tr/kemanci.html

Bir Gün Gazetesi; http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1187091474&day=24&month=08&year=2011

Bir Gün Gazetesi; http://www.birgun.net/culture_index.php?news_code=1292593961&year=2010&month=12&day=17

NTV Gece-Gündüz Programı (25.03.2010)

Özlem Güzel Bale ve Dans Okulu; http://www.sahneden.com/bult17.html

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği; http://www.kadikoy.cydd.org.tr/duyurulist.asp?sayfa=1&id=15

http://www.kadikoy.cydd.org.tr/haber_duyuru/haber_oku.asp?id=44 / http://bs-ba.facebook.com/topic.php?uid=111571870305&topic=9551

Tiyatro Seyirevi; http://www.tumblr.com/tagged/ressam ve http://tiyatroseyirevi.blogspot.com/

Kadıköy Sanat Tiyatrosu; http://striptiz-kast.blogspot.com/

Oyun Atölyesi;http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=basin&id=31

Semaver Kumpanya; http://www.semaverkumpanya.com/

Garanti Emeklilik; http://www.hobimlemutluyum.com/haber/690/12/0/NasilUyeOlurum.aspx

Kadıköy Life Dergisi internet sitesi; http://www.kadikoylife.com/esik.html

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB); http://www.teb-bir.org/

http://tiyatroelestirmenleribirligi.org/seda-tansu-selcuk

Kadıköy Life Dergisi Eylül&Ekim 2009 Sayısı, Sayfa; 100 “Sanat yönetmenimiz Seda Tansuker evleniyor…”

Tiyatro Hayal Et; http://tiyatrohayalet.bz.tc/haberler.html

http://www.facebook.com/group.php?gid=82936853515 /

http://groups.google.com/group/tiyatrodunyasi/browse_thread/thread/639521b0583dc349?pli=1

Emel Vardar; http://www.yasni.de/person/vardar/emel/emel-vardar-filter-haber.htm

Powered by Shakespeare; http://poweredbyshakespeare.blogspot.com/feeds/posts/default

Kadıköy Life Dergisi internet sitesi (www.kadikoylife.com) "Mesele operayı sevdirmekte değil, onu tanıtmakta!"

Halis Kurtça Kültür Merkezi; http://www.hkkm.gen.tr/etkinlikdetay.aspx?id=338

http://www.hkkm.gen.tr/haberdetay.aspx?id=2006

http://www.dizifilm.com/forum/showthread.php?postid=12508133

http://www.bugunbugece.com/istanbul/Muzik/Klasik/20704-Istanbul-da-Opera-Seruveninin-50.-Kurulus-Yildonumu.html

http://www.izmirdesanat.org/tag/seda-tansuker

http://alperturgutkaralama.blogspot.com/

http://siyambaligi.blogspot.com/2010/10/80lerde-cocuk-olmak.html

http://www.bigglook.com/biggistanbul/kultur/aktv_detay.asp?aa_id=1&aktv_id=63456&subof

http://www.besiktas.com.tr/2011/03/25/son-dakika-besiktas-25-03-2011/

http://www.yitikulke.com/

http://www.haberkamu.com/haberdetay/yasasin-jeanne-d-arc-kahrolsun-jeanne-d-arc-haberi/

http://bilgidetiyatrovar.blogspot.com/

http://www.gormeengelliler.kadikoy.bel.tr/altsayfa.aspx?id=2056

http://www.pen.org.tr/tr/node/1606

http://www.technotoday.com.tr/Detay/5663/Sefin-Tavsiyesi-Oyuncularindan-Kaybetmek-Piyanist

http://kadikoyengellimeclisi.org/component/content/article/154-farkindamisiniz

http://otobus-oyunu.blogspot.com/

http://fahrikincir.blogspot.com/2011/12/otobus.html

http://www.gazetekadikoy.com.tr/haberDetay.aspx?haberID=1923

http://www.ekonomigundemi.com/yhaber.asp?haberid=58353

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kaybetmek%2Fpiyanist

http://www.tiyatroelestirmenleribirligi.org/sayi-13

/ www.kadikoygazetesi.com/40204-barinaktaki-hayvanlar-yararina--ortak-imza-gunu/ / ucansupurge.org/turkce/index2.php?Hbr=1539 / www.kadikoyunkopekleri.org / www.gazetekadikoy.com.tr/haberDetay.aspx?haberID=5774 / sanat-magazin.com/2014/06/28/28-haziran-2014-cumartesi-istanbulda-gunun-sergi-ve-etkinlikleri/ - İLETİŞİM

sedatansuker@gmail.com ************************************************************ Ekibinde yer aldığım oyunlardan görseller;DD

Cumhuriyet Gazetesi’nin 26 Aralık 2009 tarihli Hafta Sonu ekindeki yazım “Kabare tiyatrosuna yeni bir soluk”



KABARE TİYATROSUNA YENİ BİR SOLUK

SEDA TANSUKER


Tiyatro Hayal Et, son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan kabare tiyatrosuna yeni bir soluk olarak nisan ayında eklendi. Usta oyuncu Sumru Yavrucuk’un yönetmenliğini üstlendiği, Okan Çabalar’ın kaleme aldığı ‘Haletiruhiye’ her salı saat 21.00’de Taksim Old City Comedy Club’da sahneleniyor.

Okan Çabalar, Egemen Balkanlı, Aslı Şahin ve Suat Ünaldı’dan oluşan topluluk, yeni kurulduğu için ‘şimdilik’ seyirci problemi yaşasa da ‘Haletiruhiye’ adından çokça söz ettireceğe benziyor. Onlar aslında Sumru Yavrucuk'a gidelim bize yardımcı olur mu diye yola çıkmışlar ama tahminlerinin de ötesinde bir yardımla karşılaşmışlar.

Okan Çabalar; Hayır, kesinlikle rahatsız etmiyor ve bu durum hoşumuza gidiyor. Sumru Yavrucuk için, gidelim acaba yardımı olur mu diye düşünmüştük. Bu kadar yardım edeceğini tahmin etmemiştik. Bize çok destek oluyor. Kendi için bile röportaj vermeyen usta bizim için demeç veriyor...
Egemen Balkanlı; Sumru Yavrucuk ile reji danışmanlarımız Ayça Damgacı ve Özdemir Çiftçioğlu’yla çalışmak bize çok fazla şey kattı.

Aslı Şahin; Sumru Yavrucuk’tan oyunculuk, Ayça Damgacı’dan reji ve alt metni ve Özdemir Çiftçioğlu’ndan ise kabare pratiğinin mantığını öğrendik.


Müzik ve danslarla seyirciyi de gösteriye katan Haletiruhiye, güldürürken düşündürerek hedefini on ikiden vuruyor. Uzaydan başlayıp, kadın erkek ilişkilerini irdeleyen üç kısa oyun, sırasıyla şu başlıklar altında toplanıyor; Küresel Isınma, Kadın Erkek ve Testiston.

Küresel Isınma; Uzun zaman önce çok yakın bir galakside, yalnızlıktan sıkılmış olan Güneş, kendi sistemini yaratmak üzere kollarını sıvar. Üzerinde canlıların yaşayabileceği Dünya’yı, onu koruyacak Ozon tabakası ve uydusu Ay’ı sahneye davet ederek kendi sistemini oluşturduğunu ilan eder. Geriye insanlığın yaratılması kalır. Dünya üzerinde yeni bir yaşam ünitesi oluşturma sürecinde hepsi insanlığın yaşaması için ellerinden geleni yapar. Ancak sanıldığı kadar kolay olmayan bu süreç binlerce yıl sürer. Aradan geçen binlerce yıl sonunda da galaktik birlik büyük bir düşmanla karşı karşıya gelir; ‘İnsanoğlu ve atıkları!’ Bu atıklar, Dünya’nın devamlı terlemesine yani küresel ısınmaya yol açar. Asıl komedi tam da bu noktadan sonra başlar…

Kadın Erkek; Karşımızda, dişi aslanın avına yaklaşmasını konu alan bir belgeseli seyreden çift vardır. Çiftin diyalogları, seyretmekte oldukları belgeselle çok örtüşür. Gerçek aşkın filmlerdeki gibi olması gerektiğini düşünen ve gerçek aşkı filmlerden gördüğü şekilde tarif etmeye çalışan kadın, dişi bir aslan misali adamın düşüncelerini ‘Senden ayrılsam ne yapardın?’ sorusuyla öğrenmeye çalışır. Günümüz kadın erkek ilişkilerindeki iletişimsizliğin karikatürize edilmiş halleriyle kendinizden mutlaka bir şeyler bulacağız bu kısa oyunun sonunda dişi aslanın avına saldırmasıyla kadının adama hamle yapması bir olur…

Testiston; Varoşlarda yaşayan, kabadayı Süleyman Ağabey, karısının deyimi ile öküz Süleyman’da ‘testiston’ hormonunun fazla olmasından yakınan kadının doktora başvurması sonucunda meydana gelen komik olaylar konu alınır. Doktor, kadına kocasının testosteron yani erkeklik hormonunun yüksek olduğunu, bunun azalması için de kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen hormonunu kocasına vermesi gerektiğini söyler. Doktorun, kocasına kaç doz vermesi gerektiğini dinlemeden giden kadın, hormonun ölçüsünü fazla kaçırınca durum tersine döner. Peki bu olayın içersine bir peder girer ve klişeleşmiş filmleri aratmayan bir ayin başlarsa ne olur? Ayı Süleyman, İçindeki Efemine Süleyman’dan kurtulup eski günlerine dönebilecek midir? Peder’in vaftiz suyu olarak rakıyı üzerine serpiştirmesi ve yanında getirdiği dergi Süleyman’ın eski haline dönmesi için işe yarayacak mıdır? Efemine Süleyman gidip yerine tekrar Ayı Süleyman geldiğinde ne olacaktır? Soruların cevapları Haletiruhiye’de!

Oyuncuların yüksek performans ve enerjilerini bir dakika bile düşürmediği üç skeçte de bolca güleceğiniz ve güzel bir gece geçireceğiniz bir kabare Haletiruhiye.

Sanat editörü olduğum Kadıköy Life Dergisi'nde ve www.anadoluyakasi.net adresinde yayımlanan yazılarım







Derginin internet sitesi için yazdığım tüm yazıları www.kadikoylife.com adresinden Kültür&Sanat bölümünden ve www.anadoluyakasi.net adreslerinden okuyabilirsiniz;D

Arşiv yazılarım

KADIKÖY LİFE

http://www.kadikoylife.com/-Kirli_cıkı_İstanbul-_Kadıkoylu_sanatseverlerle_buluşuyor/106
http://www.kadikoylife.com/-Bin_cocuğa_Bin_Oyuncak-_kampanyasına_katılmaya_ne_dersiniz/105
http://www.kadikoylife.com/Avrupa-da_-İstanbul-_konulu_fotoğraf_sergisi/100
http://www.kadikoylife.com/Acılsın_perdeler_ve_başlasın_tiyatro!/96
http://www.kadikoylife.com/İstanbul_ve_kadının_yolları_bu_sergide_kesişiyor-/84
http://www.kadikoylife.com/Urun_Sanat_Galerisi-nde_-Mart_Kedileri-_Sergisi-/83
http://www.kadikoylife.com/16_Yuzyıldan_Gunumuze_İstanbul-da_Opera_Seruveni_Sergisi/74
http://www.kadikoylife.com/kalbimizi-isitan-melodiler-sizi-cagiriyor.html
http://www.kadikoylife.com/peer-gynt%e2%80%99i-hala-izlemediniz-mi.html
http://www.kadikoylife.com/bu-serginin-acilisi-online-olarak-da-seyredilebilecek.html
http://www.kadikoylife.com/sadece-pazar-gunlerinizi-ayirarak-icinizdeki-sanatciyi-kesfedebilirsiniz.html
http://www.kadikoylife.com/kadikoy-sanat-tiyatrosu%e2%80%99ndan-olur-boyle-seyler.html
http://www.kadikoylife.com/moda%e2%80%99nin-goz-bebeginden-tarihci-kitap-kulubu.html
http://www.kadikoylife.com/%e2%80%9cbana-william-deyin%e2%80%9d.html
http://www.kadikoylife.com/100-yil-yasamaya-ne-dersiniz.html
http://www.kadikoylife.com/cagdas-bale-toplulugu%e2%80%99ndan-medea-yorumu.html
http://www.kadikoylife.com/iki-onemli-etkinligin-ev-sahibi-cemal-resit-rey-konser-salonu.html
http://www.kadikoylife.com/kadikoy%e2%80%99de-bir-solen.html
http://www.kadikoylife.com/seyyar-sahne-iran-yolcusu.html
http://www.kadikoylife.com/opera-sanatinin-bilinmezligi-konserler-ile-bilinir-kiliniyor%e2%80%a6.html
http://www.kadikoylife.com/bu-serginin-ismi-yok-cunku%e2%80%a6.html
http://www.kadikoylife.com/%e2%80%9cmesele-operayi-sevdirmekte-degil-onu-tanitmakta%e2%80%9d.html
http://www.kadikoylife.com/%e2%80%9chic-konusmadan-anlasabilir-miyiz-acaba%e2%80%9d.html
http://www.kadikoylife.com/yeni-tiyatro-dergisi%e2%80%99nin-14-sayisi-bayi-ve-kitapcilarda%e2%80%a6.html
http://www.kadikoylife.com/haftada-bir-gun-karma-drama-bunyeye-iyi-gelir.html
http://www.kadikoylife.com/%e2%80%98sesler-hazinesi%e2%80%99-sizi-bekliyor%e2%80%a6.html
http://www.kadikoylife.com/alev-ebbuzziya-siesbye%e2%80%99in-seramikleri-fransa%e2%80%99da%e2%80%a6.html
http://www.kadikoylife.com/dunyaca-unlu-sanatcimiz-emel-vardar-cin%e2%80%99de.html
http://www.kadikoylife.com/%e2%80%98deniz-fenerleri%e2%80%99-sizi-bekliyor.html
http://www.kadikoylife.com/buyuk-kulup%e2%80%99te-%e2%80%98sonbahar-sanat-soleni%e2%80%99-ruzgari.html
http://www.kadikoylife.com/kazakistan%e2%80%99a-%e2%80%98cig%e2%80%99-dustu.html
http://www.kadikoylife.com/hayatinizin-%e2%80%98gala%e2%80%99sina-davetliniz.html
http://www.kadikoylife.com/burcu-goker-ve-eric-jenkis%e2%80%99ten-ogretmenler-gunu-konseri.html
http://www.kadikoylife.com/barda-tiyatro-degil-bar-tiyatrosu-yapiyoruz.html
http://www.kadikoylife.com/bedri-baykam%e2%80%99in-eserleri-berlin%e2%80%99de%e2%80%a6.html
http://www.kadikoylife.com/tuyap-yine-taksim%e2%80%99de-duzenlensin.html
http://www.kadikoylife.com/burada-katil-mi-var.html
http://www.kadikoylife.com/lahana-sarma%e2%80%99yi-tiyatrotem-sariyor-siz-afiyetle-seyrediyorsunuz.html
http://www.kadikoylife.com/sizin-de-uluslararasi-gecerli-sertifikaniz-olsun.html
http://www.kadikoylife.com/tiyatro-ile-ilgili-her-sey-icin-teb-oyun-dergisi.html
http://www.kadikoylife.com/yuksuklerin-hanimefendisi%e2%80%99nden-10-sergi-yolda.html
http://www.kadikoylife.com/bir-ruyaydi-geldi-gecti.html
http://www.kadikoylife.com/aziz-nesin-vakfi-ve-nesin-yayinevi-yardimlarinizi-bekliyor.html
http://www.kadikoylife.com/cinardan-yeseren-surprizler.html
http://www.kadikoylife.com/ataturk%e2%80%99un-yani-basinda-kim-var.html
http://www.kadikoylife.com/en-fest-sizi-bekliyor.html
http://www.kadikoylife.com/insan-neyle-yasar.html
http://www.kadikoylife.com/akdeniz-konseri-17-eylule-ertelendi.html
http://www.kadikoylife.com/veee-macaristan%e2%80%99dan-donduler.html
http://www.kadikoylife.com/lambali-hemsire-ve-arilar.html
http://www.kadikoylife.com/yildiz-sarayi-mabeyn-kosku-bahcesinde-oyun-keyfi.html
http://www.kadikoylife.com/kardelenler-eylulde-national-geographic-channelda.html
http://www.kadikoylife.com/fotograf-tutkunlari-bu-habere-dikkat.html
http://www.kadikoylife.com/17-agustos-karsilama-karsilastirma-sergisi.html
http://www.kadikoylife.com/tuluyhan-ugurlu%e2%80%99dan-%e2%80%98akdeniz%e2%80%99-biletler-tukenmeden-alin.html
http://www.kadikoylife.com/haydi-kartal-festival%e2%80%99ine.html
http://www.kadikoylife.com/isigin-ressamlarinin-kadikoydeki-ikinci-bulusmasina-davetlisiniz.html
http://www.kadikoylife.com/erenkoy-gonulluleriturkiye-ve-kadikoy%e2%80%99u-temsilen-macaristan%e2%80%99ta.html
http://www.kadikoylife.com/duzeltme-ilklerin-filmi-kutu%e2%80%99nun-icinden-kimler-cikti.html
http://www.kadikoylife.com/birimiz-hepimiz-hepimiz-akut.html
http://www.kadikoylife.com/buyuk-bulusma-gerceklesti.html
http://www.kadikoylife.com/kemanin-divasi-ile-piyanonun-efendisi-evlendi.html
http://www.kadikoylife.com/dikkat-bu-gemilerde-oyun-var.html
http://www.kadikoylife.com/portfolio-da-ne-ola.html
http://www.kadikoylife.com/ayakkabilarin-gucu-adina-tanguera.html
http://www.kadikoylife.com/ortak-kuzenlerden-butik-atolye-pipa-sanat-evi.html
http://www.kadikoylife.com/ozunde-tarih-olan-her-sey-icin-tarihci-kitabevi.html
http://www.kadikoylife.com/is-sanattan-kediler-gecti.html
http://www.kadikoylife.com/sanat-senligi-sizlerle-senleniyor.html
http://www.kadikoylife.com/esik.html
http://www.kadikoylife.com/tatil-basladi-haydi-yaz-karma-sergisine.html
http://www.kadikoylife.com/kadikoy-sanat-tiyatrosundan-nasit-ozcan-ve-sezai-altekin-gecti.html
http://www.kadikoylife.com/kadikoy-sanat-tiyatrosundan-nasit-ozcan-ve-sezai-altekin-gecti.html
http://www.kadikoylife.com/kiziltoprak%e2%80%99in-elinde-macha-var.html
http://www.kadikoylife.com/evin-sanat-galerisinde-yaz-karma-sergisi.html
http://www.kadikoylife.com/seni-seviyorum-mukemmelsin-simdi-degis.html
http://www.kadikoylife.com/ata-diyaliz-merkezi%e2%80%99nde-genclere-tiyatro-dersleri-veriliyor.html

ANADOLU YAKASI (www.anadoluyakasi.net)

http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/03/26/%e2%80%9ckirli-ciki-istanbul%e2%80%9d-kadikoylu-sanatseverlerle-bulusuyor/
http://www.anadoluyakasi.net/yasam/2010/03/25/%e2%80%9cbin-cocuga-bin-oyuncak%e2%80%9d-kampanyasina-katilmaya-ne-dersiniz/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/03/24/avrupa%e2%80%99da-%e2%80%9cistanbul%e2%80%9d-konulu-fotograf-sergisi/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/03/20/acilsin-perdeler-ve-baslasin-tiyatro/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/03/12/istanbul-ve-kadinin-yollari-bu-sergide-kesisiyor%e2%80%a6/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/03/12/urun-sanat-galerisi%e2%80%99nde-%e2%80%9cmart-kedileri%e2%80%9d-sergisi/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/03/06/16-yuzyildan-gunumuze-istanbul%e2%80%99da-opera-seruveni-sergisi/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/02/11/kalbimizi-isitan-melodiler-sizi-cagiriyor/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/02/04/bu-serginin-acilisi-online-olarak-da-seyredilebilecek/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/30/kadikoy-sanat-tiyatrosu%e2%80%99ndan-olur-boyle-seyler/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/28/moda%e2%80%99nin-goz-bebeginden-tarihci-kitap-kulubu/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/25/%e2%80%9cbana-william-deyin-%e2%80%9d/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/23/100-yil-yasamaya-ne-dersiniz/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/23/cagdas-bale-toplulugu%e2%80%99ndan-medea-yorumu/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/19/iki-onemli-etkinligin-ev-sahibi-cemal-resit-rey-konser-salonu/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/15/muhsin-ertugrul-sahnesi-perdelerini-aciyor/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/14/kadikoy%e2%80%99de-bir-%e2%80%9csolen%e2%80%9d/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2010/01/13/seyyar-sahne-iran-yolcusu/
http://www.anadoluyakasi.net/sanat/2009/12/09/%e2%80%98sesler-hazinesi%e2%80%99-sizi-bekliyor/

Dergide yayımlanan yazılarım ise şöyle;


Kadıköy Life Dergisi / Mart&Nisan 2009 / Sayı 26

Sayfa 56; "Maltepe Üniversitesi Mimarlık-Mühendislik Fakültesi'nde Didim Arkeolojik Kazılar ve Şehir Master Plan Sergisi"

Sayfa 70 ve 71; "Sanat çevresinde neler oluyor?"

Sayfa 72 ve 73; "Ekonomik kriz 'özel tiyatroları'

Sayfa 74 ve 75; "Ustalara saygı" köşesinde Kadıköy Life'ın sorularını da yanıyladı: Toron Karacaoğlu, Kadıköy Sanat Tiyatrosu'ndaydı"

Sayfa 78 ve 79; Gülden Akkan'dan "İplik ve Resim", Prof. Atagök'ten üç ayrı mekanda, üç sergi..."

Sayfa 76; "Bahariye Sanat Galerisi kimlere ev sahipliği yapıyor?"

Kadıköy Life Dergisi / Mayıs&Haziran 2009 / Sayı 27

Sayfa 62; "Salacak Festivali başlıyor! Hadi sokağa.."

Sayfa 66; "Türkiye'nin ilk ve tek cam okulu olan Cam Ocağı Vakfı herkesi kucaklıyor"

Sayfa 78; "Ses getiren Broadway müzikali Avenue Q Bostancı Gösteri Merkezi'ndeydi"

Sayfa 79; Enis Fosforoğlu süpervizörlüğü, Seren Fosforoğlu yönetimi ve bir Broadway müzikali: I Love You, You're Perfect, Now Change"

Sayfa 80; "Dikkat! Kırılacak var!"

Sayfa 81; "Sanat Köşk'te neler yaşanıyor?"

Sayfa 82; "Opera sahnesinde reenkarnasyon"

Sayfa 83; "Su izi sizde iz bırakabilir"

Kadıköy Life Dergisi / Temmuz&Ağustos 2009 / Sayı 28

Sayfa 62 ve 63; "Başöğretmenlikten ressamlığa Fehmi Bildik..."

Sayfa 64 ve 65; "Kadıköy Sanat Tiyatrosu'ndan Naşit Özcan ve Sezai Altekin geçti..."

Sayfa 68; "Yaz düğününden 'Kedi' geçti!"

Sayfa 69; "Kızıltoprak'ın elinde Macha var..."

Sayfa 72 ve 73; Sanat dünyasından kısa haberler"

Sayfa 75; "KUTU'nun içinde ne var?"

Kadıköy Life Dergisi / Eylül&Ekim 2009 / Sayı 29

Sayfa 68; Ortak kuzenlerden butik atölye; Pipa Sanat Evi"

Sayfa 69; "Ve büyük buluşma geerçekleşti: Moda Mimar Sinan öğrencilerinden Sanat Günlükleri"

Sayfa 71; "İlklerin filmi 'Kutu'nun içinden kimler çıktı?

Sayfa 87; "Felçli kedi ve köpekleriniz için Mehmet Alpergin'den özel tasarım arabalar!"

Kadıköy Life Dergisi / Kasım&Aralık 2009 / Sayı 30

Sayfa 71; "Dün vardın, bugün varsın, yarın yine bizimle ol... / Toron Karacaoğlu"

Sayfa 72; "Moda Burnu'nda Sanat Festivali"

Sayfa 75; "Ressam Fehmi Bildik, Uluslararası Sanat Şöleni'nde"

Sayfa 75; "Artmosfer'den 'İpliklerin Hanımefendisi' geçti"

Kadıköy Life Dergisi / Ocak&Şubat 2010 / Sayı 31

Sayfa 78; "Vodvil de yazılabiliyormuş! Bir usta ve çırak buluşması..."

Sayfa 79; "Operanın hepimize yeteceği kadar kucağı var, yeter ki onu tanımak isteyin!"

Sayfa 80; "Ödüllü '100' oyununun genç yönetmeni Aslıhan Evrensel'i tanımayan kaldı mı?"

Kadıköy Life Dergisi / Mart&Nisan 2010 / Sayı 32

Sayfa 52; "Neşe Gümüşçüoğlu, suluboya resimleriyle baharı karşılıyor…"

www.turkiyeturizm.com

http://www.turkiyeturizm.com/news_detail.php?id=19602

“Düş Kent” Uçarı Kentlilerin Fanzini Sayı: 22 / 2009 Yaz


SESSİZLİĞİN ÇIĞLIĞI

Sonsuz bir senfonide boğulup, kaybolmak...
Köpüklerim yeni melodi ve sonatlara dönüşürken
Derinliklerimdeki inciler tuvale boyaların armonisi olarak
Dönmeli.

Bir gün batımında yeniden dirilsem
Bir martının bedeninde...
Çığlıklarım yüzsün gökyüzünde kaygısızca...
Dalgalar coşsun, tüm kederimi alıp yutsun derinlere...

SEDA TANSUKER

2004

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Eylül Sayısı “Haletiruhiyemi hayal et!”


HALETİRUHİYEMİ HAYAL ET!

SEDA TANSUKER


"Haletiruhiye". Yazan: Okan Çabalar. Yöneten: Sumru Yavrucuk. Reji Danışmanları: Ayşe Damgacı, Özdemir Çiftçioğlu. Dekor: Gizem Gürsel. Kostüm; Gizem Gürsel. Işık: Cemal Baykal. Ses: Cihan Erkan. Oyuncular: Egemen Balkanlı, Okan Çabalar, Aslı Şahin, Suat Ünaldı.

Son yıllarda yaygınlaşmaya başlayan kabare tiyatrolarına yeni bir soluk olarak eklenen Tiyatro Hayal Et, Okan Çabalar’ın kaleme aldığı "Haletiruhiye" adlı kabareyi Taksim Old City Comedy Club’da sahneleniyor. Usta oyuncu Sumru Yavrucuk’un yönetmenliğini üstlendiği, kadın erkek ilişkilerini konu alan kabare, üç skeçten oluşuyor ve her türlü güncel sorun, absürd mizah başlığı altında sahneye taşınıyor. Müzik ve danslarla seyirciyi de gösteriye katan "Haletiruhiye", güldürürken düşündürerek hedefini on ikiden vurmayı başarıyor. Üç skeç sırasıyla şu başlıklar altında toplanıyor; Küresel Isınma, Kadın Erkek ve Testiston.

Büyük düşman

Uzun zaman önce çok yakın bir galakside, yalnızlıktan sıkılmış olan Güneş, kendi sistemini yaratmak üzere kollarını sıvar. Üzerinde canlıların yaşayabileceği Dünya’yı, onu koruyacak Ozon tabakasını ve uydusu Ay’ı sahneye davet ederek kendi sistemini oluşturduğunu ilan eder. Dünya üzerinde yeni bir yaşam ünitesi oluşturma sürecinde hepsi insanlığın yaşaması için ellerinden geleni yapar. Aradan geçen binlerce yıl sonunda, galaktik birlik büyük bir düşmanla karşı karşıya gelir; ‘İnsanoğlu ve atıkları!’ Bu atıklar, Dünya’nın devamlı terlemesine yani küresel ısınmaya yol açar. Kabarenin "Küresel Isınma" adlı ilk bölümün konusu böyle.
İkinci bölüm "Kadın Erkek"te karşımıza, dişi aslanın avına yaklaşmasını konu alan bir belgeseli seyreden çift çıkıyor. İlişkiyi başından sonuna kadar götüren kadın ile bu ilişkide kendinden çok şey beklendiğini düşünen erkeğin diyalogları, çiftin seyretmekte oldukları belgeselle çok örtüşüyor. Derinlerinden gelen ve belgeselle alakasız seslendirme, bir hayli gülmenize ve ilişkilerde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını düşünmenize yol açacak hoş bir efekt oluşturuyor.

"Testiston" başlıklı bölüm, bir kadının, bir gazetenin üçüncü sayfa doktoruna, eşinin 'testiston' hormonunun fazla olmasından yakınmasıyla başlıyor. Doktorun, kocasının testosteron yani erkeklik hormonunun yüksek olduğunu, bunu azaltması için de kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen hormonunu kocasına vermesi gerektiğini söylüyor. Doktorun, kocasına kaç doz vermesi gerektiğini dinlemeden giden kadın, hormonun ölçüsünü fazla kaçırınca durum tersine dönüyor. Peki bu olayın içersine bir peder girer ve klişeleşmiş filmleri aratmayan bir ayin başlarsa ne olur?

Yeni yıldızlar

"Haletiruhiye"nin oyuncuları performanslarıyla ayakta alkışı hak ediyor. Seyircinin de kahkahalara boğulmasına neden olan topluluk yeni yıldızlar doğuracak gibi görünüyor. Bunlardan ilk olarak göze çarpanı bu kısa oyunların yazarı ve oyuncu Okan Çabalar. Özellikle Testiston skecinde kabadayıdan eşcinsele, eşcinselden kabadayıya geçiş sahnelerinde hiç teklemiyor ve bu kadar zor bir rolün üstesinden başarıyla geliyor. Egemen Balkanlı da üstlendiği şaşı rahip rolünün hakkını vererek, sahneye çıktığı ilk andan itibaren seyirciyi şaşırtmayı başarıyor. "Küresel Isınma" skecinde Çorumlu Güneş’i canlandıran Suat Ünaldı’nın konuyu didaktiklikten uzak ve çok doğal aktarımı; Aslı Şahin’in ise bu üç skeçte de yüksek performansıyla bir dakika bile sahnede enerjisini düşürmemesi, bolca güleceğiniz ve güzel vakit geçireceğiniz bir kabare vadediyor.

Haletiruhiye’yi 22 Eylül’den itibaren her Salı Taksim Old City Comedy Club’da saat 21.00’de seyredebilirsiniz.

22 Aralık 2009 Salı

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Ağustos Sayısı "Yedi Kod Kırılınca"


YEDİ KOD KIRILINCA

Seda Tansuker Selçuk

7 Ölümcül Günah". Yazan: Felix Mitterer. Çeviren: Göknur Gündoğan. Yönetmen - Dekor - Kostüm - Işık Tasarımı: Cem Kenar.Oyuncular: Özgür Atkın, Damla Karaelmas, Senem Bengisi, Cengiz Eşiyok.
Donkişot Tiyatro, Alman yazar Felix Mitterer’in "7 Ölümcül Günah" adlı kara komedisini Cem Kenar’ın yönetmenliğinde Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturuyor. Oyunda, televizyon aracılığıyla sürekli beslenerek canlı tutulmaya çalışılan insanlık dışı durumların tüm acayipliklerine rağmen; bu dünyaya dair umutları tükenmiş ya da tükenmekte olan karakterlerin insani yönleri görünür kılınıyor.

Varoluş sancısı ve birbirleriyle iletişim kuramamaları nedeniyle acı çeken karakterlerin, en aşağılık sapkınlıklarının arkasında bile bir kurtuluş, özgürlük ve şefkat arzusu yatıyor... Yazar, Papa Büyük Gregoire’tan beri sırası değişmeyen yedi temel günahın sırasını bozarak bildiğimiz kodları yargılatıyor. Sahnelemede ise; projeksiyondan sadece adlarını gördüğümüz günahlar, yazarın sırasıyla oynanıyor.


Bireysel hırslar


Kibir: İnsanın klonlanması ve bireysel hırsların anlatıldığı bu sahnede; ‘mutlu’ görünen bir ailenin bircik oğlunun yaş günü kutlamasına şahit oluyoruz. Eski bir sporcu olan Hans, kendini mükemmel biri olarak görüyor. Çocuğunun da 'mükemmel' olabilmesi için kendini klonlatıyor. Babasının kopyası değil, sadece kendi olmak isteyen ama babasının mükemmeliyetçiliği yüzünden bir türlü kendi olmayı başaramayan çocuğun, ismi bile yok!

Çocuk sadece televizyon programlarına çıkmak için Hans tarafından araca dönüşmüş. Doris ise artık kocasına tahammül edemeyip çekip gideceğini ve oğluna, onunla geldiği takdirde ‘ancak’ kendi olabileceğini söylüyor. Fakat çocuk, Hans’ı bırakıp gidemiyor.


Tembellik: Yalnızlık ve cinsel anlamda sefilliği konu alan bölümde Hans, televizyonda bir itiraf programının konuğu. Programın sunucusu Ulrike ise yem olarak kullandığı Hans’ın konuşmasını keserek onu terk eden karısı Doris’i çağırıyor. ‘Program akışı gereği’ Hans, Doris’i tüfeğiyle ‘vurmuş gibi’ yapıyor.


Şehvet: Bu sahnedeyse kadın ile erkek arasındaki manevi uçurum ve yabancılaşma ile cinsel sapkınlığın, 900’lü hatlar ve tüyler ürpertici hikayeler aracılığıyla anlatılıyor. Hans, yüzünde maskesi ve elinde bıçağıyla bu hatlarda konuştuğu kadınlardan birinin evine gidiyor. Hans’ın yüzündeki maskeyi çıkarmasıyla Doris, terk ettiği kocasını görüyor!


Öfke: Irkçılık konusunun işlendiği sahnede; başörtülü hamile bir kadının evine, televizyon çekilişinden kazandığı ödülü vermeye dilini pekiyi bilmediği bir görevli geliyor. Yirmi beş yıldır bu ülkede yaşamasına rağmen, dilini çok da anlamayan kadın gibi yabancıların ülkede çoğunluğu ele geçirdiğinden ve kendi ülkesinde azınlık olmaya başladığından yakınan adam, kadını öldürmeye çalışıyor.


Cimrilik: Hans ve Doris her Noel’de yaptıkları gibi mültecileri evlerine konuk ediyorlar.

Sahnenin sonunda anlıyoruz ki her sene Noel’de ağırladıkları bu fakir insanları öldürerek organlarını satıyorlar.


Kıskançlık: İş ve sosyal statüyü kaybetmemek için verilen vahşi savaşın anlatıldığı sahnede kıskançlık kadın erkek boyutundan kopartılarak iş yaşamındaki rekabet vurgulanıyor. Hans, iş arkadaşı kadını kovdurmak için her yolu deniyor. Kadın da Hans’ın ofiste olmadığı bir anı yakalayarak Hans’ın bilgisayarına virüs bulaştırıyor, karısını arayarak Hans’ın onu kendisiyle aldattığını söylüyor ama karısı oralı bile olmuyor.


Her anı ilginç


Oburluk: Bu dünyadan yok olma, sıfırlanma isteğinin yansıması olarak anoreksi hastalığının kullanıldığı sahnede Hans ve Doris’in kızlarının sıfır beden olma isteği içersinde olması anlatımı güçlendiriyor. Hans ve Doris, en sonunda kızlarının program sunucusuna ve hayatlarının ise bir televizyon programına dönüştüğünü görüyorlar...


Donkişot Tiyatro’nun kurucusu Tarık Güvenç," 7 Ölümcül Günah"ı sahnelemeyi, tüm kodların kırıldığı, seyircinin kışkırtılarak düşünmeye yönlendirildiği bir kara komedi olmasından dolayı tercih etmiş. Genç ve dinamik oyuncu kadrosundan yakın zamanda çok ses getirecek oyuncular çıkacağı aşikar. Özellikle de tembellik sahnesinde seyirciyle birebir iletişim kurarak oynayan Özgür Atkın'ın performansına hayran kalmamak elde değil. Gözleriniz bu genç oyuncuların üzerinde olsun...


İnsan doğasındaki vahşilikten yola çıkılarak her anı ilginç, seyirciyi ders vererek değil eğlendirerek düşündüren; hiçbir sahnenin sonu kestirilemediği için devamlı dikkati ayakta tutan bir oyun...


10, 17 ve 24 Ağustos'ta, 20.30'da.

www.tiyatro-z.com

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Haziran Sayısı "Yok birbirimizden farkımız"

YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ

SEDA TANSUKER

‘’Striptiz’’. Yazan: Slawomir Mrozek. Çeviren: Neşe Taluy Yüce. Yöneten: Mehmet Avdan. Dekor: Macit Aydemir. Kostüm; Fatma Özyer. Işık; Harun Başkan. Ses: Fatoş Özyer. Oyuncular: Serdar Bakioğlu, Salih Usta, Taner L. Tunçay, Esin Yalçıner.

Kadıköy Sanat Tiyatrosu (Kast), Polonyalı yazar Slawomir Mrozek’in yazdığı absürd oyun ‘’Striptiz’’i Mehmet Avdan’ın yönetmenliğinde seyirciyle buluşturuyor. Oyun, iki adamın beyaz bir ‘el’ tarafından sırayla sahneye atılmasıyla başlar. Burası bir zindan, sığınak ya da depo olabilir ama tam olarak nerede oldukları belirsiz...Çantalarından gömleklerine, ayakkabılarından çoraplarına kadar aynı, Laurel-Hardy’yi andıran bu iki adam, düştükleri bilinmezlik içinde ne yapmaları gerektiğini sorguluyorlar.

Sistemin içinde kaybolmak

İçsel özgürlüğü savunan birinci adam ile eyleme geçmekte direnen adam ikinci, sis(tem) içinde kaybolmuş gibiler. İkinci adam duvarları önce yumrukluyor sonra da duvarlara ayakkabısıyla vuruyor. Kapı açılıyor ve bir 'el' onları soymaya başlıyor. İkisi güçlerini baştan birleştirip eyleme geçebilseler belki de sistemi yenebilecekler.

Düşünceleri birbirlerine tamamen zıt olduğundan el onları kolayca hükmü altına almayı başarıyor. 'El'in isteklerini sorgulamadan yapıyorlar. Sistem hep daha fazlasını isteyerek önce ayakkabılarını sonra sırasıyla; kemer, ceket ve gömleklerini alıyor. Soyulduktan sonra birbirlerine zincirlenen bu iki adam, 'el'den özür dileyip eski rutin yaşamlarına geri dönmek istiyorlar...

Oyun süresince performansları en üst seviyede olan, jest ve mimik kullanımını gür sesleriyle bütünleştiren Salih Usta ile Serdar Bakioğlu’nu ve dokuz sayfalık kısa oyunu bir saat on dakikada sahneleyen Mehmet Avdan’ı ayakta alkışlamak lazım.

Jest ve mimikler

Jest ve mimik kullanımın amaç değil araç olarak kullanıldığı oyun; seyirciyi, sahnede çıplak kalan iki adamın aslında kendi olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor. Bu jest ve mimikler, oyun kişilerinin iç dünyasının gerçeklerini yansıtırken; kelimeler, statülerini korumak ve içinde bulundukları vaziyeti kurtarmak için ağızlarından dökülüyor.

Gerçek duygularına rağmen, kendilerine yalan söylemeye devam ediyorlar. Ne zaman biri sistemle savaşmaya karar veriyor, işte o zaman yavaş yavaş kendileriyle yüzleşmeye başlıyorlar. İnsanları birbirlerinin kopyası robot haline getiren sistemi eleştiren "Striptiz"de sistemin vahşi çarkları, seyirci bol bol güldürürken bir yandan da acı acı düşündürmeye zorluyor. Buradan, nasıl ki absürd tiyatro özünü acıdan alıyorsa, yönetmenin hayata bakış açısının da acıya gülmek üzerine kurulu olduğu tespitini yapabiliriz.

Mehmet Avdan; ‘’Edilgen olmakta direnen iç özgürlük ile bunun tam tersi eyleme geçmekte direnen adam aslında Mrozek’in yorumunda aynı kişidir. Ama ben özellikle ikisini ayrı kişi olarak yorumladım. Hepimizin yaşadığı ‘iç çatışma’ gibi.. Çünkü toplumda da hepimizin tipi ayrı ama donumuza kadar aynıyız.. İnanılmaz bir sistemin içinde yaşamaya çalışıyoruz ve hiçbir şey yokmuş gibi davranıyoruz. İsteyerek de olsa istemeden de olsa bir bakıyorsunuz ki hiçbir şeye karşı koyamıyorsunuz.’’

Yazın gelişi tiyatro sezonunun kapanması gibi algılansa da Kast yaz boyunca (kış sezonu kadar yoğun olmasa da) seyirciyle buluşmaya devam edecek..

www.kadikoysanattiyatrosu.com

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Mayıs Sayısı "Nehrin kenarındaki şüphe"

NEHRİN KENARINDAKİ ŞÜPHE

Seda Tansuker Selçuk

Nehrin Solgun Yüzü (Katherine Desouza)
Yazan: Nick Stafford. Çeviren: Ahmet Levendoğlu. Yöneten: Özgür Yalım. Dekor: Behlüldane Tor. Işık: F. Kemal Yiğitcan. Müzik: Sinan Bökesoy. Oyuncular: Mahmut Gökgöz, Ayça Bingöl, Gökçer Genç, Kevork Türker.

Yazar Nick Stafford’un 2006’da kaleme aldığı, özgün adı ’’Katherine Desouza’’ olan oyun, Tiyatro Stüdyosu sayesinde ‘’Nehrin Solgun Yüzü’’ adıyla Türkiye'de ‘ilk kez’ seyirci ile buluşuyor.

Büyük kentlerde yaşamanın yan etkisi olsa gerek çoğu zaman etrafımızdaki kalabalığa rağmen kendimizi yalnız hissederiz... Yeterince karmaşık olan insan ilişkilerini saydam bir labirente benzetirsek; karşımızdakini gayet net görebilir fakat onun gerçek kimliğini asla anlayamayız. İşte, "Nehrin Solgun Yüzü" de, insanı kendine bile yabancılaştıran bir büyük kentte, Londra’da geçiyor. Güven, yalnızlık, şüphe, nefret, dostluk ve aşk duygularının iç içe geçtiği bir ortamda önce kime inanacağınızı şaşırıyorsunuz. Psikolojik gerilimin ön planda olduğu oyunda, acılı baba David Desouza, hükümlü Kevin Cross, onun kız arkadaşı Fay White ile gardiyan Emile karşımıza çıkıyor.

Gençlik aşkı

Fay White, gençlik aşkı Kevin Cross’un davasını gazetede gördükten sonra onunla mektuplaşmaya başlar ve aralarında yeniden bir aşk doğuyor Hapishanede yeşeren bu aşkın da etkisiyle Fay, Kevin’ın masum olduğuna inanıyor. Kevin’ın, Thames Nehri’nin kenarında beş kadına tecavüz ederek öldürdüğüne inanmak istemiyor.

Çünkü Fay de gençliğinde Thames Nehri’nin kenarında onunla bulunmuş hatta aralarında yakınlaşma olmasına rağmen Kevin ona nazik davranarak ileriye gitmek için zorlamamış. Fay, Kevin’dan zarar gelmediğine göre; onun kadınlara tecavüz ettiğine ihtimal vermiyor. Özel bir dedektife Fay’i takip ettiriyor. Çünkü onu David’e götürecek tek yol Fay'den geçiyor. Geriye acılı bir baba olarak Fay ile tanışıp davasını anlatmak ve yardımını istemek kalıyor. Kevin kızını gerçekten öldürmüş mü öğrenmek istiyor.

Gün geçtikçe Kevin’ın davranışlarında bazı gariplikler Fay'in gözüne çarpıyor. Onun gerçekten suçlu olup olmadığından emin olamıyor. Kevin’ın davranışları onu devamlı ikilemde bırakıyor. Sonunda bir gün Kevin, bilinçsizce kurbanlarının taklidini yapıyor ve bu, tüm soruları yanıtlıyor.

Nehrin Solgun Yüzü", Kevin’ı canlandıran Gökçer Genç’e 9. Lions Tiyatro Ödülleri’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Ödüle doymayan Ayça Bingöl’ün ve yılların tiyatro sanatçısı Mahmut Gökgöz’ün abartısız ve doğal oyunculukları da çok başarılı. Gardiyan rolündeki Kevork Türker ise vücut dilini iyi kullanıyor, gerilimli havayı dağıtarak izleyicinin yüzünde gülümsemeye neden oluyor. Dekor ve ışık efektinin başarılı iş birliğiyle, boydan boya siyah saydam bölmeler sahne üzerinde birden hapishane, oturma odası, kütüphane ya da parka dönüşüveriyor. Fakat gerilimin kesintiye uğradığı yerler de var; sahne değişimlerindeki karartmaların uzunluğu gibi. Bu uzunluk, seyircinin oyunla özdeşleşmesini kimi zaman zorlaştırıyor. Karartmadaki zamanlama biraz daha iyi ayarlanabilirse tek solukta izlenebilecek bir oyun "Nehrin Solgun Yüzü".

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Nisan Sayısı Tiyatro Ayna’dan ’’Acı’’ bir yansıma

TİYATRO AYNA’DAN ’’ACI’’ BİR YANSIMA

SEDA TANSUKER

"Misery / Acı". Yazan: Stephen King. Oyunlaştıran: Simon Moore. Çeviren: Selma Yeşilbağ. Yöneten: Mahmut Gökgöz. Dekor: Osman Şengezer. Müzik: Nurettin Özşuca. Kostüm: Günnur Çaras. Işık: Kemal Yiğitcan. Yapımcı: İpek Kadılar Altıner. Topluluk: Tiyatro Ayna. Oyuncular: Dilek Türker, Kazım Akşar.

AMERİKALI gerilim ve korku romanları yazarı Stepehen King’in 1987 yılında kaleme aldığı ’’Misery’’adlı romanı, 1990’da William Goldman tarafından sinemaya uyarlandı. Rob Reiner’in yönetmenliğini üstlendiği film, başrollerden Kathy Bates’e Oscar, Golden Globe ve Chicago Film Eleştirmenleri En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazandırdı.

Türkçe’ye ‘’Sadist’’ adıyla çevrilen roman, 1992’de yazar ve yönetmen Simon Moore tarafından ’’Misery / Acı’’ olarak oyunlaştırıldı. İlk kez Londra’da sahnelenen oyun, Amerika başta olmak üzere yurt dışı sahnelemelerinde büyük ilgi gördü.

Tiyatro Ayna, ’’Misery / Acı’’ oyununu Türkiye’de bu sene ilk kez seyirci ile buluşturuyor. King'in romanına, filmden daha yakın bir çizgide duran oyun, şiddet öğelerini daha az barındırıyor; sade ve güçlü bir anlatıma sahip…

Romanı okuyanlar, zihinlerinde canlandırdıkları evi oluşturulmış dekorda bulacak. Oturma odası, mutfak ile yatak odası iç içe... Sahnenin solunda Annie'nin koltuğu, arka planda, Paul'un yatağı ile çalışma odası...

Annie'nin hapishanesi

Aşk romanları yazarı Paul Sheldon, ’’Misery’nin Çocuğu’’ adlı romanı ile ödül kazanır. Konuşmasını yapmak üzere sahneye gelir. On sene önce bir gazete haberinden esinlenerek Misery serisinin ilk romanını yazdığı otele yine gideceğini ve uzun zamandır tasarladığı yeni romanına da hemen başlayacağını söyler. Ödül töreninin üzerinden zaman geçer ve tasarladığı romanı ’’Brooklyn Yanıyor’’un bitirişini, her zamanki gibi, Dom Perignon içerek kutlar. Bugüne kadar yazdığı bu en iyi roman, onu arabasıyla fırtınalı bir gecede yolculuğa çıkacak kadar pervasızlaştırır. Kaza yapar ve kendini Annie’nin ‘hapishanesi’nde kolu alçıda ve bacaklarının ağrısından kıvranırken bulur…

Paul, bilmediği bir evdedir. Yanında da Annie Wilkes adında, onun ‘bir numaralı hayranı’ olduğunu iddia eden bir kadın vardır. Paul’ün, ağrıdan duramadığı paramparça olmuş kemikleriyle hastane yerine; neden eski bir hemşire olduğunu iddia eden Annie’nin evinde olduğunun cevabı kadının garip hareketlerinde açıkça ortadadır! Annie delidir. Kimsenin onu sevmediğini bildiği için acı çekmektedir. Acısının tesellisini Paul’ün yazdığı Misery romanlarının başkahramanında bulan Annie, son romanda Misery’nin öldüğünü öğrenince sinir krizi geçirir.

Misery ölmemeli

Misery ölmemelidir… Annie'yi yaşatan, hayata tutunmasını sağlayan bir tek Misery vardır. Paul'den 'sadece onun için' bir Misery romanı yazmasını ister. Ağrı kesicileri nedeniyle Annie’ye muhtaç olan Paul, artık sadece Annie için bir roman yazmak zorundadır...

Yönetmen ve usta oyuncu Kazım Akşar ile Dilek Türker'in başrollerini paylaştığı "Misery/Acı" kelimenin tam anlamıyla 'oyu8nculuk düeti'. Dilek Türker'in bedeninde Annie tam bir sadiste dönüşürken; Kazım Akşar'ın canlandırdığı Paul'e acıyor ve sabrına hayran kalıyorsunuz. Oyunun ardından Kazım Akşar'ın kulise gelen öğrencileri Dilek Türker'e sanki Annie'ymiş gibi bakmaları bu oyunculuk düetinin kanıtı.


Oyun, her salı ve çarşamba saat 21.00’de; cumartesileri ise saat 15.30’da Profilo Kültür Merkezi’nde izlenebilir. ( 0212 217 70 97 / 98)

21 Aralık 2009 Pazartesi

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Mart Sayısı "Anı gerçekten yaşayabiliyor muyuz?"


AN’I GERÇEKTEN YAŞAYABİLİYOR MUYUZ?

SEDA TANSUKER

"100". Yazan: Diene Petterle, Neil Monaghan, Christopher Heimann. Çeviren ve Yöneten: Aslıhan Evrensel. Işık ve Ses Tasarımı: Efe Sümer. Sahne Tasarımı: Ece Alper. Kostüm Tasarımı: Özgür Avcı. Müzik: Danny S. Lundmark. Oyuncular: Çetin Demir, Deniz Arna, Fatih Sönmez, Murat Yılmaz, Zeynep Köse.

KOLOMBİYALI yazar, Gabriel García Márquez’in "Yüzyıllık Yalnızlık" (1967) romanından yola çıkarak, Hollywood senaristi Diene Petterle, metin yazarı Neil Monaghan ile yönetmen Christopher Heimann’ın ortaklaşa yazdığı "100", 2002’de Uluslararası Edinburgh Fringe Festivali’nde En İyi Oyun Ödülü'nü almıştı. "100", Türkiye’de ilk kez, Aslıhan Evrensel’in önderliğinde geçen sene kurulan Stüdyo tarafından sahneleniyor.

Gerçek ve fantezinin, zaman ile mekânın iç içe geçtiği; hayal gücünün ağırlıkta olduğu ‘büyülü gerçekçilik’ akımıyla sahnelenen ’’100’’, İngiltere başta olmak üzere yurt dışındaki sahnelemelerde ışık ve ses efektleriyle şova dönüştürülürken; Aslıhan Evrensel’in sahnelemesinde ise bu efektler, zaman ve mekân değişiminde kullanılıyor.

Devamlı erteleyerek yaşamak

Dekoru dört kutu ve sopa bir de portakaldan oluşan oyun, ‘boşluk’ta geçiyor ve yaşadığımız tüketim çağında, evrensel bir tema olan 'ölüm' vasıtasıyla içi boşalan manevi değerleri ve ‘erteleyerek yaşamayı’ sorguluyor.

Oyundaki karakterler romandakiler kadar derin çizilmemişse de, romanın geçtiği döneme ve Macondo Kasabası’na değil, kalabalık kentlerde birbirlerine yabancılaşan insanlara gönderme yapıyor.

Oyunun kahramanları Ketu, Sophie, Alex ve Nia ölmüşlerdir fakat bunun farkında değillerdir. Nerede olduklarını anlamaya çalışırlarken Rehber onlara yol göstermek için gelir. Oyun kişileri bir ‘an’ seçip o ‘an’da sonsuzluğa karışmak zorundadır. Bu an dışında tüm anıları silinecektir.

Romanın kahramanlarından Jose Arcadio Buendia’nın değişime açık oluşu nedeniyle dışlanması, oyun kişisi Ketu ile benzeşiyor. Buendaia’nın yaşadığı Macondo kasabasına Çingenelerin getirdiği mıknatıs, dürbün ya da uçan halı gibi icatlar Ketu’nun yaşadığı ilkel toplumda olduğu gibi, düzenlerini bozmak istemeyenler tarafından tedirgin edici bulunur.

Hafızasızlık ‘an’ı

Ketu’nun ortaya attığı ‘dünyanın yuvarlak oluşu’ gerçeğinin düşüncesine bile tahammülleri yoktur. Ailesi ve çevresindekiler onu bu düşüncesinden caydırmaya çalışıyor. Ketu ise bu düşünceyi inkar etmek yerine intihar ediyor ve sonsuzluğa karışmak için tüm gerçeklerin berraklaştığı ‘an’ı -intihar anını- seçiyor. Ketu’nun kendi doğrularını değiştirmemek uğruna intihar edişi, ilkel ve modern dünyanın altını çiziyor. Sophie’nin hikayesi ise; -hayatını yönlendirecek bir sözle- küçük bir kızken annesinin ona güzel olmadığını söylemesiyle başlıyor. Başarılı olmak için aile, sevgili, eş ve dost kavramlarından uzak kalıyor. Gerçek anlamda yaşamayı hep sonraya, daha başarılı olacağı zamana bırakıyor.. Ölümcül bir hastalığa yakalandığını fark edemiyor bile… Maconda kasabasının tutulduğu uykusuzluk hastalığının bir benzeri Londra’da meydana geliyor ve Sophie, sonsuzluk için başarıları kadar tüm başarısızlıklarını da unutturacak olan bu hafızasızlık anını seçiyor. Devamlı ertelediği ve gerçek anlamda hiç yaşamadığı hayatını hatırlayarak geçirmek istemiyor.

Motosikletli kurye Alex ise aynı yangında ölen sevgilisi Nia ile olan bir ‘an’ı hatırlamak yerine, yer alamadığı bir motosiklet yarışında olduğu anı hatırlamak istiyor. Nia ise sevgilisi Alex ile geçirdiği bir anı… İlk denemesinde başarısız olan Alex de ikinci denemesinde Nia’nın önerdiği anı seçiyor. Nia’nın mutlu olduğu ve var oluşunu hissedebildiği bu an onu sonsuzluğa ulaştırıyor. Oysa hissederek yaşadığı bir anı bile olmayan Alex yine başarısız oluyor.

Bu seç(eme)me meselesi yaşadığımız tüketim çağındaki aşklara ve ’’Anı gerçekten yaşayabiliyor muyuz?’’ sorusuna bir gönderme taşıyor. Rehber ise tüm oyun kişilerini ‘boşluk’ta karşılayan ve seçimlerine yardım eden kişi.

Oyuncuların beden dillerini kullanışları özellikle Rehber rolündeki Fatih Sönmez başta olmak üzere; Zeynep Köse (Sophie), Çetin Demir (Ketu), Deniz Arna (Nia) ve Murat Yılmaz (Kurye) dikkat yeni yıldızlar doğuyor dedirtiyor.

Yeni ve genç bir ekipten oluşan "100"den seyircilere mesaj var:’’ Hayatı yakala, an’ı yaşa’’!

Oyun, 1 Mart’ta Kartal Sanat Tiyatrosu; 4, 22 ve 29 Mart’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

www.aslihanevrensel.com

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Şubat Sayısı yazım "Cesaret mi Aymazlık mı?"

CESARET Mİ AYMAZLIK MI?

SEDA TANSUKER

"Cesaret Ana ve Çocukları". Yazan: Bertolt Brecht. Müzik: Paul Dessau. Yöneten: Işıl Kasapoğlu. Çeviren ve Dramaturg: Yavuz Pekman. Sahne ve Işık Tasarımı: Cem Yılmazer. Kostüm ve Aksesuar Tasarımı: Aslı Ataseven. Müzik Direktörü: Yaprak Sandalcı. Topluluk: Semaver Kumpanya. Oyuncular: Ahmet Kaynak, Burcu Doğan, Bülent Çolak, Nadir Sarıbacak, Öyküm Elif Erdoğan, Özlem Durmaz, Sarp Aydınoğlu, Serkan Keskin, Tansu Biçer, Tilbe Saran, Ümit İlban.

ALMAN yönetmen, kuramcı, epik tiyatronun mucidi, Marksist ’tiyatro adamı’ Bertolt Brecht’in, savaşı överek savaş karşıtlığını savunduğu oyunu ’’Cesaret Ana ve Çocukları’’, Işıl Kasapoğlu’nun yönetmenliğinde Semaver Kumpanya tarafından sahneleniyor.

Brecht’in, İkinci Dünya Savaşı patlak vermeden bir süre önce yazdığı, savaşa ekonomik refah sağlayacak inancıyla yaklaşan küçük burjuvanın aymazlığını anlattığı oyunu, geçen yıl, 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali ve ardından 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nde sahnelenmişti.

Oyunun baş kahramanı olan Cesaret Ana gibiler hem savaşın sırtından yaşamak hem de kendisini ve çocuklarını savaşın dışında tutmak ister. Savaş ortamında açgözlü davranan Cesaret Ana’nın büyük oğlu Eilif savaştaki pek çok asker gibi yağmacılık yapar. Barış sırasında da bu eylemine devam etmesi onun hayatına mal olur.

Diğer oğlu Schweizerkas’a, dürüstlüğünden dolayı alay kasası emanet edilir. Fakat Schweizerkas, düşman askerlerinin eline geçmemesi için canı pahasına kasayı korurken öldürülür. Cesaret Ana’nın barış yanlısı dilsiz Kattrin ise eline geçirdiği bir davulla uzaktaki köylüleri düşman askerinin baskınına karşı uyarır. Bu hareketi de onu ölüme götürür...

Cesaret Ana’nın tüm çocuklarını kaybetmesine rağmen geçim kaynağı emektar arabası hala onunla olduğundan bir şikâyeti yoktur. Savaşın sırtından yaşamını sürdürmeye devam eder. Barış kelimesini duymaya bile tahammülü yoktur…

Alkışlanacak performans

Semaver Kumpanya tarafından sahnelenen oyun için biçilmiş kaftan olan yuvarlak sahnede, tekerlekli bir platform üzerine yerleştirilmiş Cesaret Ana’nın arabası, işlevsel bir dekora dönüştürülmüş…

Sahnede, Cesaret Ana (Tilbe Saran) ile Kattrin (Öyküm Elif Erdoğan) başta olmak üzere; özellikle Schweizerkas (Sarp Aydınoğlu), Eilif (Ahmet Kaynak), Peder (Tansu Biçer), Aşçı (Serkan Keskin) ve Yvette (Burcu Doğan)’ın göz doldurucu performansları ayakta alkışı hak ediyor…

Aymaz bir ‘tip’ olan Cesaret Ana’ yı Tilbe Saran, annelik duygusunu katarak tip olmaktan çıkarmış ve karaktere daha yakın bir noktada oynamış.

Bundan otuz bir yıl önce, İstanbul Şehir Tiyatroları Tepebaşı Deneme Sahnesi’nde Cesaret Ana rolünü Ani İpkekkaya canlandırmıştı. Sanatçı, Saran’ın Cesaret Anası’nı şöyle yorumluyor:

’’Yeni Cesaret Ana Tilbe Saran, anaçlığı ön plana çıkarmış. Brecht’in seyircinin düşünmesini istediği politik söylemler sevgili Tilbe’nin yarattığı kompozisyon içinde belki de tam hedefine ulaşamıyor. Tilbe Saran’ın oynadığı Cesaret Ana bir yerde şunu da gösteriyor ki Brecht bir kalıba sokulamaz çünkü her dönem geçerli dünya gerçeklerine sahiptir.’’

Oyunun arka planı din için yapılan Otuz Yıl Savaşları’nda geçiyor gibi görünse de asıl vurgulanan savaşın günümüzde de birçok ülkeye rant kapısı olduğu… Metne sağdık kalındığından yanı başımızda yaşanan savaşlara gönderme yapılmaması belki de çağlardır din alet edilerek yapılan savaşların ‘bahanesinde’ bir değişiklik olmamasından ileri geliyor olabilir...

Akatlar Kültür Merkezi / ( 0212 ) 351 93 84

Milliyet Sanat Dergisi 2009 Ocak Sayısı yazım "Deli demesek de farklı desek?"



DELİ DEMESEK DE FARKLI DESEK?

SEDA TANSUKER

"Albay Kuş". Yazan: Hristo Boytchev. Çeviren: Nihal Geyran Koldaş. Yöneten: Murat Karasu. Süpervizör: Serdar Akar. Sahne Tasarımı: Başak Özdoğan Pirim. Işık Tasarımı: Mete Ünver. Oyuncular: Ali Kil, Deniz Özmen, Burak Dur, Aşkın Şenol, Ayça Aykut, Sarp Akkaya, Fatih Koyunoğlu, Ferit Kaya.

BULGAR yazar Hristo Boytchev’in "Albay Kuş" adlı oyunu, Tiyatroadam topluluğu seyirciyle buluşturyor. Yazara British Council tarafından 1997 yılında düzenlenen International Playwrights Prize / Uluslararası Oyun Yazma Yarışması'nda birinciliği getiren oyun, Bosna Savaşı sırasında yazıldı. Özgün ‘kara mizah’ örneği olan "Albay Kuş", Murat Karasu’nun yönetmenliğinde geçen sene kurulan Tiyatroadam’ın ilk oyunu…

İnsanı karamsarlığa sürüklemekten çok düşündürürken güldüren oyun, altı delinin kaderine terk edildiği manastırdan bozma psikiyatri kliniğininde geçiyor. Uyuşturucu bağımlısı sahte bir doktor, sağır bir aktör, hırsız, iktidarsızlığından yakınan Çingene onbaşı, kendisinin geceleri küçük gündüzleri normal boyutta olduğunu zanneden Titch, Albay Dimirti Fetisov ve gümrükten geçen 28 bin 375 tır şoförüyle beraber olduğunu söyleyen kadın gümrük memuru.

Tarihi geçmiş domates konserveleri dışında yiyecek hiçbir şeyleri olmayan bu manastırdan bozma yerin bahçesine, fırtınalı bir gecenin ardından gökten Birleşmiş Milletler’in işgal altındaki bölgeler için gönderdiği insani yardım sandığı düşüyor. Deliler, sandığın içinden çıkan askeri üniformalarla kendilerine bir dünya yaratıyor. Tüm amaçları, askeri birliklerini Birleşmiş Milletler’in parçası olarak ilan etmek ve Balkanlar’da bağımsız bir Avrupa toprağı olabilmek…

Sade ve tutarlı oyunculuk

Oyunun işlevsel dekorunun yanı sıra genç oyuncuların başarılı performansları da dikkat çekiyor. Abartıya kaçmadan, sade ve tutarlı oyunculuklarıyla izleyiciye akıllarından geçenleri çok net yansıtabiliyorlar.

Öğrenciyken 8. Afife Jale Tiyatro Ödülleri ’’Yardımcı rolde yılın en başarılı erkek oyuncusu’’ ödülünü kazanan Deniz Özmen’in başarısı hiç şüphesiz, uyuşturucu bağımlısı bir doktorken delilerin kararlılığı sayesinde morfin olmadan da istediği yere ulaşabileceğini fark ettiği sahnedeki dönüşümü… Burak Dur’un sağırları çok iyi gözlemlediği, bir sağır edasıyla dudak okumak için oyuncuların suratına bakmadığı sahneler haricinde sergilediği tepkisizlikten anlaşılıyor.

Fatih Koyunoğlu, Çingene gibi konuşurken abartıya kaçmadığı ve iktidarsızlık sorununu devamlı gündeme getirerek seyircinin dikkatini uyanık tutuğu için ‘yeni bir yıldız doğuyor’ dedirtiyor. Aşkın Şenol, sessiz bir tipken bir anda üniformayla özgüvenini kazanması ve bastırdığı duyguların açığa çıkışıyla karaktere dönüşüyor.

Oyunda ne kadar normal olduğunu sorgulayabileceğimiz Doktor’un şu sözleri düşündürücü: "Şimdiye kadar yalnız normal insanların izinden gittim. Tanrı bilir bu da beni belirli bir yere götürmedi. Ne coğrafi olarak ne de başka bir şekilde…" Akıllı olduklarını iddia edenler tarafından başarılamayan Balkan Yarımadası’nda bir arada yaşamanın delilerce başarılabilmesi aslında kim gerçek deli sorusunu ister istemez sorduruyor.

"Albay Kuş’" 5, 12 ve 19 Ocak’ta Oyun Atölyesi’nde izlenebilir.

(0216) 345 39 39 / www.tiyatroadam.com

Milliyet Sanat Dergisi 2008 Aralık Sayısı yazım 'Hormonal Vaziyetler'


HORMONAL VAZİYETLER


SEDA TANSUKER


’’Testosteron’’ / Yazan; Andrzej Saramonowicz /Çeviren; Neşe Taluy Yüce / Yöneten; Kemal Aydoğan / Sahne Tasarımı; Bengi Günay / Işık Tasarımı; İrfan Varlı / Müzik; Tolga Çebi / Oynayanlar; Metin Coşkun, Fırat Tanış, Emre Karayel, Mert Fırat, Timur Acar, İnan Ulaş Torun.


SENARİST, rejisör, oyun yazarı ve film yapımcısı Polonyalı Andrzej Saramonowicz’in on parmağındaki marifetlere üretken genç bir dramaturg sıfatını da ekleyebiliriz. Yazarın ilk kez 2002’de Varşova’da sahnelenen ’’Testosteron’’ adlı oyunu, 2007 yılında sinema filmi olarak da çekilmişti. Oyun, yeni tiyatro sezonundan itibaren de Oyun Atölyesi’nde seyircisiyle buluşuyor.


Dekor olarak Salvador Dali’nin ‘’Mae West’in Yüzü’’adlı çalışması çarpıyor. Bu çalışma oyunun bütünlüğüne uygun olarak başarılı bir seçim olmuş. Çünkü erkek dünyasının tam anlamıyla ‘ipliğini pazara çıkaran’ Testosteron’da kadın sadece cinsel bir sembol. Oyunda kuş bilimci, mikrobiyolog, gazeteci, baterist, avukat, garson ve damadın babasından oluşan yedi erkek oyuncu olmasına rağmen hiç kadın oyuncu yok. Asıl başrol var olmayan kadın karakter Alicja üzerinden tüm kadınlar…


Suçlu bulundu


’’Testosteron’’da, erkeklerin bakış açısını gazeteci Tretyn’in repliğiyle özetleyebiliriz: ’’Erkeklerin kadınlara olan yaklaşımları çok basittir, ama bu basitlik dürüstlük de içerir. Her erkek dişisine cinsel bir obje olarak yaklaşır.’’


Dekorda ayrıca Mae West’in ekran biçimindeki gözlerinden yönetmen Quantin Tarantino’nun ’’Rezervuar Köpekleri’’den kareler görüyoruz. Filmi seçme nedenlerinden biri; oyunda da olayların başlangıcının değil sadece sonuçlarının görülüyor olmasıdır.


Bir ‘kuş bilimci’ ile ‘rock yıldızının’ iptal edilen düğünü var ortada. Düğünün iptal olma sebebi geline ’’Kocalığa kabul ediyor musunuz?’’ diye sorulduğunda ’’Hayır’’ diyerek kalabalıktan birini işaret etmesi ve onu öpmesi… Bunun üzerine kavga çıktığını oyunculardan dinleriz.


Düğünden sonra kutlama yapmak için kiralanmış mekânda çok bilmiş bir garson ve içeri kavga ederek giren erkekler… Uğruna kavgalar edilen gelinin şahsında tüm kadınlar erkek muhabbetinin içinde inceleme konusu olarak masaya yatırılır. Neticede varılan kanı tek suçlunun ’’Testosteron Hormonu’’ olduğu...


Başarılı oyunculuk


Metin Coşkun, Fırat Tanış, Emre Karayel, Mert Fırat, Timur Acar, İnan Ulaş Torun ve Tuna Kırlı’nın performanslarına denilebilecek tek söz var: Hepsi çok başarılı… Oynarken çok eğlendikleri her hallerinden belli çünkü bu enerji seyirciye de yansıyor.


’’Testosteron’’un yönetmeni Kemal Aydoğan, Marks’ın ’’Anlamaya çalışmak yerine değiştirmeye çalışın’’ sözünden yola çıkarak oyunu sahnelediğini belirtiyor: ’’Tanrı’ya şükür ki bizi anlamayıp nefret edenler var. Egemen olan şeyleri, kendimiz dahil, alaşağı etmek istiyoruz. Sanat yapmıyoruz. Kendi yüzümüze vuruyor ve bunu paylaşıyoruz. Bizi izlemeye gelen 5 bin kişiye kötü mü tiyatro yaptık? Türkiye’de tiyatro yapmak için birçok neden olabilir. Neden bu ülkede 5 bin kişiye sanat yapmamız gerekiyor? Biz nasıl tiyatro yaparsak onların hoşuna gider? Onların bizi izlemeye gelmeme seçimlerini merak ediyorum.’’


Gazeteci Tretyn rolündeki Mert Fırat; ’’Turnedeyken, belli bir kitlemiz olmadığını görüyoruz. Her kitleden; eğitimli, eğitimsiz kime oynarsak aynı şeyi anlayacak. Seyirciye kral çıplak diyecek halimiz yok.’’ Diyor.


Komedi türündeki eserde 18 yaş sınırı konulması; küfürlü kelimeler ve cinsellik içermesinden kaynaklanıyor. Fakat öte yandan bir bağlama oturtulmuş küfürler seyirciye batmıyor. Çünkü gerçek yaşamın parodisidir sahnede izlenen…


’’Testosteron’’bu gidişle, başta ‘Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler’ oyunu olmak üzere Oyun Atölyesi’nin kapalı gişe oynayan oyunlarından biri olmaya aday. Biletler bitmeden alıp iki saat boyunca erkeklerin kapalı dünyasını afişe eden oyunda erkeklerin kadınlara bakış açısını öğrenin derim ben…


’’Testosteron’’ 18, 19, 20, 21, 25, 26, 27 ve 28 Aralık’ta Oyun Atölyesi’nde izlenebilir.


(0216) 345 39 39 / www.oyunatolyesi.com