5 Haziran 2012 Salı

ŞEFİN TAVSİYESİ OYUNCULARI

Şefin Tavsiyesi Oyuncuları 2010'da Seda Tansuker tarafından bir "deney alanı" olarak kuruldu. 2011 baharında, Seda Tansuker'in yazıp yönettiği "NE EDER NEBİLE" ile "YANSIMADAKİ YANILGI" oyunlarının ardından tiyatroya ortak olarak katılan Ezgi Gizem Gülümser'in yazdığı ve oynadığı "KAYBETMEK/PİYANİST" adlı oyun sahnelendi. Piyanist rolünü ilk Tayfun Türkün, sonra Eyüp Bayşi oynadı. Bu oyun, 3 buçuk ay kadar İstanbul'da sahnelerde ve art clublarda oynadıktan sonra İzmir'e turneye çıktı. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'ne 'dışarıdan gelen ilk tiyatro topluluğu' oldu. Şefin Tavsiyesi Oyuncuları 2010'da Seda Tansuker tarafından bir "deney alanı" olarak kuruldu. 2011 baharında, Seda Tansuker'in yazıp yönettiği "NE EDER NEBİLE" ile "YANSIMADAKİ YANILGI" oyunlarının ardından tiyatroya ortak olarak katılan Ezgi Gizem Gülümser'in yazdığı ve oynadığı "KAYBETMEK/PİYANİST" adlı oyun sahnelendi. Piyanist rolünü ilk Tayfun Türkün, sonra Eyüp Bayşi oynadı. Bu oyun, 3 buçuk ay kadar İstanbul'da sahnelerde ve art clublarda oynadıktan sonra İzmir'e turneye çıktı. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'ne 'dışarıdan gelen ilk tiyatro topluluğu' oldu. 2012 Haziran ayından itibaren Şefin Tavsiyesi Oyuncuları'nda "KAYBETMEK / PİYANİST" oyununda oyuncu olarak görev almaya başlayan Berkay Berkman, aynı zamanda ŞTO'nun İzmir ayağının yönetmenidir. Şefin Tavsiyesi Oyuncuları'nda, kurucu SEDA TANSUKER yönetmenlik ve dramaturgluğa; EZGİ GİZEM GÜLÜMSER ise yazarlık ve oyunculuk yapmaya devam etmektedir. 2012-2013 tiyatro sezonunda ise:, Seda Tansuker 'in yönettiği, Berkay Berkman'ın da oynadığı perdelik dram "KAYBETMEK / PİYANİST" (Festival ve özel gösterimler hariç İzmir'de) oynanmaya devam edecektir. - 2012-2013 Sezonunda sahnelenecek "Alt O" oyunumuz ile geçirdik. http://www.youtube.com/watch?gl=US&v=oYzNvH70xuo - 04.10.2013'te hayvanlar yararına Seda Tansuker'in yazdığı, Ezgi Gizem Gülümser'in yönettiği ve baş rollerini Seda Çetin ile Ezgi Gizem Gülümser'in paylaştığı "Mavi Yengecin Dünyası" adlı oyunu sahneledik. - http://www.sondakika.com/haber/haber-4-ekim-hayvanlari-koruma-gunu-icin-iki-farkli-5140322/ - www.kadikoyunkopekleri.org - http://www.gazetekadikoy.com.tr/pdf/1010201314238296dosya9.pdf - http://www.haberler.com/4-ekim-hayvanlari-koruma-gunu-icin-iki-farkli-5140322-haberi/ - http://arsiv.gercekgundem.com/?p=569823 - https://www.facebook.com/photo.php?fbid=538966319519473&set=a.112588632157246.20485.112587108824065&type=1 - http://atasehirhabercigazete.com/haber_detay.asp?haberID=2900 - ******************************** ************************************************************************************ Şefin Tavsiyesi Oyuncuları'nda, kurucu SEDA TANSUKER yönetmenlik ve dramaturgluk yapmaya devam etmektedir. Diğer ortak EZGİ GİZEM GÜLÜMSER ise yazarlık ve oyunculuk yapmıştır. Ekim 2013'ten itibaren Seda Tansuker tek başına yola devam etmektedir. - Okuma tiyatrosu etkinliklerimiz de olacak. Kategorilerimiz: 'Absürd Günler' / 'Neşeli Günler' / 'Ağlak Günler' / 'Çocuksu Günler' ;D Çok yakında!! - Ş.T.O Çekmeyi planladıkları kısa filmleri "Modern Rapunzel" (Senaryo: Seda Tansuker / Ezgi Gizem Gülümser)- "Kısırlı Günler" (Senaryo: Seda Tansuker) - Daha fazla bilgi için; https://twitter.com/stoyunculari/ https://www.facebook.com/SefinTavsiyesiOyunculari

11 Nisan 2012 Çarşamba

TEB OYUN Dergisi 2012 Bahar Sayısı (13) "Her Deha Sahibi Dahi Olamaz" Başlıklı Söyleşim




TEB OYUN DERGİSİ 2012 BAHAR SAYISI

DERGİ İÇERİĞİ

Başyazı Üstün Akmen

Editör yazısı Tijen Savaşkan

27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ BİLDİRİLERİ

Uluslararası Bildiri:"Dilerim engelleri aşabilirsiniz." John Malkovitch

Ulusal Bildiri: "Tiyatro öldüyse bırakalım kıyametini yaşasın dünya." Kenan Işık

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin Bildirisi: "Boşluğa, gölgelere, suskunluğa tiyatroyla karşı çıkıyoruz." TEB Yönetim Kurulu

ANMA

İATC'den Vaclav Havel'in anısına Yun-Cheol Kim (İATC Başkanı) - Çeviren: Handan Salta

Amacı yalnızca gerçeği sergilemekti Handan Salta

İNCELEME

Kapitalizm ve tiyatro Özdemir Nutku

Brecht bizi anlatıyor Zehra İpşiroğlu

ELEŞTİRİ

Rosenbergler'in başına gelenler Hasan Anamur

"Önce ekmek gelir, sonra ahlâk": Ben Bertolt Brecht Üstün Akmen

SÖYLEŞİ

Çağdaş Bale Topluluğu 40 yaşında. Cem Ertekin: "Bale bütün sanatlardan beslenen bir sanat"

DANS/PERFORMANS

Genç koreograflardan kısa ve orta metraj işler Kerem Özel

SÖYLEŞİ

Yeniden sanatın ve sanatçının sorumluluğu için Antigone Üstün Akmen

ELEŞTİRİ

Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu'nda Eşeğin Gölgesi Gülşen Karakadıoğlu

SÖYLEŞİ

Tarık Günersel: "Her deha sahibi dâhi olamaz" Seda Tansuker

DOSYA

Hazırlayan: Tijen Savaşkan

Çocuk tiyatrosu deyince Tijen Savaşkan

20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Uluslararası Bildiri Suzanne Lebeau

20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Günü Ulusal Bildiri Tekin Özertem

Vedat Demirci'yle Türkiye'de çocuk tiyatrosu üzerine Tijen Savaşkan

Çocuk tiyatrosu mu dediniz? Nihal Kuyumcu'yla çocuk tiyatrosu üzerine Tijen Savaşkan

Çocuk tiyatrosu seyircisi kimdir? Nihal Kuyumcu

Bir tiyatronun "çocuk"luğu Sinem Özlek

Tiyatro BeReZe: Çocuk için sanat

tiyatrotem: Haydi birlikte oynayalım Ayşe Selen - Şehsuvar Aktaş

KİTAP TANITIMI

Vedat Demirci'yle Sınıftan Sahneye Nihal Kuyumcu

Yurtsuzların çığlığı: Radyonun İçindekiler Meral Harmancı Turunçoğlu

TARİHTE KALANLAR

İhtisas işi Perdeci (Muhsin Ertuğrul)

Düşmanlık Yavuz Pekman

ARŞİVDEN

HABER

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) yılın ödülleri

15. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali 3-13 Mayıs

18. İstanbul Tiyatro Festivali

7. Eskişehir Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Tüyap Paneli "Hem Düş Hem Gerçek: Tiyatro"

Bolşov Tiyatrosu yeniden açıldı


http://www.tiyatroelestirmenleribirligi.org/sayi-13 ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- “Her deha sahibi dahi olamaz” Yazar, dramaturg, oyuncu, şair, librettist ve çevirmen Tarık Günersel hakkında detaylı bilgiyi röportajın sonunda okuyabilirsiniz. Seda Tansuker : Elli yıllık yazarlık hayatınız boyunca Altın Post, Nero ile Agrippina, Tehdit, Yarım Bardak Su, Kader Planlayanlar, Zırhlı Kurt ve Bok Sosyolojisi piyeslerinizin; şiir, öykü libretto ve köşe yazılarınızda egemenlik ilişkileri, iktidar-muhalefet-muhalefet olamama durumları ağırlık taşıyor. Bu bilinçli bir tercih mi? Tarık Günersel: Etkiler ile bilinçli. Çocukken ziyaret ettiğim büyükbabam ile babamın ‘fikriyat’ ve siyasetle ilgili olmaları, toplumda tanık olduğum eşitsizlik ve haksızlıklar, 1966’da 13 yaşımda Bertrand Russell’ın ‘Niçin Hıristiyan Değilim” adlı eseri ile dini sorgulayışım, 1968 olayları (üniversite gençliğinin eylemliliği, ABD’nin Kamboçya’yı bombalaması, Sovyetler Birliği öncülüğündeki Varşova Paktı’nın Çekoslovakya’daki demokratikleşme hamlesini (Prague Baharı’nı) askerle bastırması ve Nâzım Hikmet’in şiirleri… Siyaset hayatın parçası. Siyaset ile ilgilenmeyen ile de ilgilenir siyaset. Ama hayat siyasete indirgenmemeli. 12 Eylül öncesi sol hareketimizdeki yaygın ‘sapma’ benim ‘siyasetçilik’ diye nitelendirmek istediğim bir tür ‘siyaset fetişizmi’ idi. Marksizm’in ufkunda siyasetin de aşılması olduğunu göre bir siyasal parti nasıl en önemli aygıt olabilir? Siyasal parti gerekli olabilir ama yeterli değildir. Nasıl bir dünya hayal ediyorsak insan ilişkilerimiz şimdiden doğrudan o anlayışa uygun olmalı. Şiddet kullanmak ve öldürmek hem ahlak hem de siyaset açısından karşı çıkmamız gereken bir edim. Terör (kişi, örgüt ve devlet teröre) bu nedenle temelden yanlıştır ve her türlü gerekçeyi lekeler. Eserlerimin önemli bir kısmında güç ilişkileri (ki zaaf ilişkileridir) işleniyorsa bu hayatla ilgilenmemin bir uzantısı. Zihnî öncülük hiçbir partide olamaz –öyle istense ve söylense bile. Parti içinde veya dışındaki en gelişkin kişilere kulak vermek, sözleri hoşumuza gitmese de, yararlıdır. Öte yandan, hayatın dinamikliği yaratış süreçlerimi etkiler ve değişiklik hakkımı korurum. Mesela dâhi dostum Selman Ada ile ilk ortak eserimiz olan Ali Baba & 40 Haramiler operasının librettosunu, onun uygun bulması üzerine, Irak işgalinden sonra Bush’a atıfta bulunarak değiştirdim. “Zihni öncülük hiçbir partide olamaz” dediniz. Sizce zihni öncülük nerede ya da kimlerdedir ya da kimlerde olmalıdır? Parti topluluk demektir ki uç görüşler kolay kolay resmen dile getirilemez. Zihni öncülük sanat, felsefe ve bilimde olmalıdır ve zaten öyle olur. Sözleri seslendirenler engellense bile. Kulak tıkayıp bastıranların başarısı çok sürmez ve ancak zulüm bağlantılı anılırlar. Edebiyat ve tiyatro alanında verdiğiniz eserlere dönecek olursak, temel değerleriniz neler? Yoğunluk, yalınlık, çeşitlilik. Tiyatro anlayışınıza ad koyacak olsanız bu ne olur? “Yalın Tiyatro” . Yazma, reji, oyunculuk, müzik, dekor-kostüm… Hepsinin yalın bir organiklikte olması. Gündelik hayatta, davranışta, giyimde… tercihim yalınlık. “Terbiye ile edep-adap” kavramlarını ciddiye alıp hem sorgulamak hem de benimseyip sürekli geliştirmek yanlısıyım. Terbiyesiz biri ile kim arkadaşlık eder? Dâhi bile olsa? Deha hiçbir erdemsizliğe kılıf olamaz. Lev Tolstoy özeleştirel bir yaklaşımla şöyle demiş: “Nezaket olmadan öbür erdemlerin bir önemi kalmıyor.” Takım ruhuna inanlardan mısınız? Aman “inanmak” kelimesini kullanmasak? Benim kaçındığım bir kelime. Sıfır inançla yaşıyorum. Bazı değer, dilek, umut ve çabalarım var, hepsi bu. Takım ruhunu önemsediğim söylenebilir. Konu Lev Tolstoy’dan açılmışken soruyu onun üzerinden cevaplandırmak isterim. Eşi, Tolstoy’un hem yazıcısı hem de çamaşır makinesi olmuş. Onların zamanında yazıcı ve çamaşır makinesi olsaydı eşinin yükü yarı yarıya azalmış olacaktı. Hiyerarşik ilişkilerden hoşlanmıyorum ve tüm ilişkilerimde de böyle yaşıyorum. Yönetici konumunda olduğumda yönetici olmayan, daha çok verimi artırmaya yönelik bir sinerji sorumlusu sayarım. Baba olarak da öyle. Herkes herkesten öğrenebilir. Çok seslilik önemli. Özgürleşmek için mücadele ve takım oyunu gerekli. Özerk bir kişi olmak da bu süreçlerin doğal parçası. Özerklik de sürekli gelişme meselesi, öyle varılıp korunacak bir şey değil. Reşit olmak bir idealdir. Tanrı kavramının reşit olmaya engel olduğu kanısındayım. Ölüm gerçeğini kabullenemeyip bir ‘öte dünya’ avuntusu da reşit olmaya engel, kanımca. 58 yaşımdaki görüşüm böyle. Sahnelenmekte olan ya da yakın zamanda sahnelenecek piyesleriniz, yayımlanacak eserleriniz ya da çevirileriniz var mı? Kösem Sultan-Deli İbrahim-Avcı Mehmed odaklı ‘Zırhlı Kurt’ adlı oyunum İstanbul BB Şehir Tiyatroları’nda Erol Keskin ustamızın rejisi ile sahnede. Saygı ile karşılanan titiz bir ekip çalışması ürünü. İsrailli yazar Savyon Liebrecht’in Hanna-Arendt-Heidegger ilişkisinde odaklanan “Aşkın Sıradanlığı” piyesini Tel Aviv’deki festivalde izleyip beğenmiştim; çevirdim, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı olarak ilgiyle izleniyor. 1988’de librettosunu yazdığım Ali Baba ve Kırk Haramiler operası yirminci yıl aradan sonra tekrar besteci Selman Ada’nın şefliği ve usta rejisörümüz Murat Göksu’nun rejisi ile bu sezon Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde. 2004’te ‘kurduğum’ ama “Yaşasın Delilik” adlı tek kişilik oyunumu birkaç temsil sunduktan sonra sağlık ve meşguliyet nedeniyle ‘dinlenmeye aldığım’ Tiyatro Su (T H2O) hayata döndü: Yazıp yönettiğim Bok Sosyolojisi adlı oyun sahnelenmeye başladı. “Oluşmak” adlı yaşama düşünceleri derlemem Pan yayınları arasında –ve tabii ki satılmıyor. Helikopter yayını olan 300 Yaş Konuşması adlı öykü kitabım ile önceki kitaplarım nasıl satılmadı ise. Bir “worstseller” (“en az satan”) yazarıyım. Ben bana düşeni yapıyorum. Gerisi başkalarını ilgilendirir. Deha konusu sizin için önem taşımış, çocukluğunuzdan beri. Her deha sahibi dâhi olamaz. Aradaki fark eserlerdir. Bu da kendine sahip çıkış, özeleştirel özgüven, acı, emek ve her an gelişme tutkusu ve yoğunlaşma ile mümkün –yeterli olmasa da. Ayrıca, önemli olan çok çalışmak değil, verimli çalışmaktır. Yetenekli bir genç sırf birilerine tepki yüzünden yeteneğini değerlendirmezse yazık olur. Başka alanda da başarılı olsa bile. Hayat ‘B Planı’ ile geçirilmeyecek kadar değerli. A Planı’nda kararlı olmak ve gerekli mücadeleyi vermek. Benim yaptığım bu. Kalıcılık önemli mi? Ne kadar kalıcı olabiliriz ki? En iyimser tahminle, bugünkü bilime göre, iki milyar yıl sonra galaksimiz başka galaksiyle çarpışacak. Önemli olan, ölmeden önceki anlarımda ‘Potansiyelimi iyi değerlendirme görevimi yeterince yerine getirebildim,” diyebilmek. Bir de hüner ve eserlerin yeni kuşaklara aktarılabilmesi önemli –bütün hayvan türlerinde olduğu gibi. Tarık Günersel Kimdir? Yazar, dramaturg, oyuncu, şair, librettist ve çevirmen Tarık Günersel, 27 Haziran 1953’te İstanbul’da dünyaya geldi. Babası İsmet Günersel ve estetik algısının gelişmesinin borçlu olduğu, küçük yaşlarından itibaren onu tiyatro, opera ile sergiye götüren annesi Güngör Tanyeri’nin çocuğu olarak sanatsever ve entelektüel aile ortamında büyüdü. Kadıköy Maarif Koleji'nde (Kadıköy Anadolu Lisesi) okurken kazandığı AFS Uluslararası Bursu ile liseyi ABD'de bitirdi; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. 1974’ten beri “ömür boyu gelişecek çok türde bir edebî mozaik” yazmakta: Zaman Denen Oyuncak. Şiirleri ilk defa Murat Belge tarafından1976 yılında Birikim dergisinde yayımlandı. 1978’de çevirmen Füsun Günersel ile evlendi. Aynı yıl, “Sovyetler Birliği de eleştirilmeli,” görüşünde olduğu için bir partiden dışlandı. 1980 yılında ise kızları yazar ve eğitim psikologu Adalet Barış Günersel Illeditsch doğdu.Günersel, 12 Eylül döneminde 1982 ile 1986 yılları arasında Suudî Arabistan'da İngilizce öğretmenliği yaptı. 15 yaşında iken tanıştığı Selman Ada’nın bestelemesi için ilk librettosu “Alibaba ve Kırk Haramiler” adlı iki perdelik operayı 1989 yılında yazdı. 1993’te Mavi Nokta Orotoryosu ve 2002’de Aşk-ı Memnu Operası’nın metinlerini de yazan sanatçının şiirleri İngilizce’ye çevrilerek Kanada ve ABD’de yayımlanmıştır. Özgün tarzda eserler veren sanatçı için Talat Sait Halman’nın 1990 yılında belirttiği gibi; “Özgün olan Günersel, modern Türk şiirinin en cüretkar keşiflerinin çok ötesine geçmiş; post-modernizm, somut şiir, bilgisayar estetiği, post-dekonstrüksiyonizm ve gramatolojinin uçlarında ürünler vermiştir.” 1991'den beri oyuncu ve dramaturg olarak çalıştığı İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda son yıllarda baş dramaturg olarak çalışmakta ve piyeslerinin edebî versiyonlarını destan veya öykü olarak yazmaktadır. 1992’de Türkiye’nin ilk şiir atölyesini kuran Günersel, 1995’te dünya çapında bir “hareketler hareketi” önerdi: Çeşitli uluslararası oluşumlar arası bir koordinasyon olan Duyarlı Dünyalılar Hareketi. 1996’da Şiir Uzayı Laboratuarı’nın kurucuları arasında yer aldı. Bu oluşum bünyesinde önerdiği Dünya Şiir Günü fikri 1997’de PEN Türkiye Merkezi, sonra Edinburgh Kongresi’ndeki sunumu üzerine Uluslararası PEN ve sonra da UNESCO tarafından kabul edildi. 2005 yılında Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunlar Derneği tarafından Kristal Martı ödülüne layık bulunan Günersel, aynı yıldan beri Birgün gazetesinde köşe yazıları yazmakta ve 2009 döneminden beri Dünya Yazar Birliği PEN’in Türkiye Merkezi Başkanı olarak görev yapmaktadır. 2010 yılında otuz imzacının desteği ile yazının icadını dönüm noktası saymayı ve pratik bir yaklaşımla miladî yıla 4000 eklemeyi öneren Günersel, aynı yıl Tokyo’daki Dünya Yazarlar Birliği PEN Kongresi’nde Uluslarararası Yönetim Kurulu’na seçilmiştir. http://tiyatroelestirmenleribirligi.org/dergi/34-dergi

8 Nisan 2012 Pazar

Gönüllü reji asistanlığı yaptığım 'Oyun' adlı oyun



18. İstanbul Tiyatro Festivali

"OYUN"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları

Türkiye

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi
22 Mayıs Salı 20:30
23 Mayıs Çarşamba 20:30
24 Mayıs Perşembe 20:30

Yazan: Samuel Beckett Yöneten Directed by Şahika Tekand
Çeviri: Levent Mollamustafaoğlu

60’ sürer; ara yoktur.

Küçük dünyalarına sıkışmış günümüz kentsoylu insanının, son özgürlük alanlarını da, giderek hareketsizleştirilerek ve aynılaştırılarak kaybettiği zorlu var olma ve kendini ifade etme mücadelesi; huzur ve dinginlik ararken içine düştüğü karmaşa, sıradan ve trajikomik bir aşk üçgeni öyküsü çerçevesinde dile getirilir. Çağdaş yaşamın kimlikleri ezip geçen hızlı akışı, “oyun” kahramanlarını önüne katıp sürükleyen bir fırtına gibi akıp giden bir “oyun” düzeninde ifadesini bulur. Sahnede tam şimdiki zamanda oynanan “oyun”la da eğlenceli bir seyir süreci yaratılır.


Biletler: 35, 30, 25 TL / Öğrenci: 20 TL


http://tiyatro.iksv.org/tr/program/68 Basında http://www.ntvmsnbc.com/id/25351300/#storyContinued http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=340178

2 Mart 2012 Cuma

Kadıköy Gazetesi Sayı; 626 / Sayfa; 7'de yayımlanan ( 2 Mart - 8 Mart 2012 ) "Hayatın Kendisi İlham Perisi" başlıklı röportajım

“Hayatın Kendisi İlham Perisi”

Edebiyatın her alanında etkin bir yazar, aynı zamanda PEN Uluslararası Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersel’in imza attığı işlerin listesi uzun. Moda’da oturan, üretken sanatçı ile yeni tasarılarını ve Moda’nın onda bıraktığı izler üzerine konuştuk.

Yazar, dramaturg, oyuncu, şair, librettist ve çevirmen Tarık Günersel için doğduğu, büyüdüğü, liseyi okuduğu ve hala oturmakta olduğu Moda'ya bağlayan etkenler nedir?

“Gerçi Fatih'te doğmuşum ama iki yaşımda annemlerle şimdi oturduğum Dr Esat Işık Caddesi'ne taşınmışız. Yirmi yıldır yine aynı caddede oturuyorum, ailemle. Seviyorum Kadıköy'ü, özellikle Bahariye-Moda bölümünü. Yalnız sevgim değil, derin bir saygım da var. Kültür açısından önemli buluyorum. Türkiye'nin en önemli yerleri arasında. Ayrıca, Moda Çay Bahçesi'nde oturup eski İstanbul'u gurup vakti seyretmeye doyulur mu? 1974'te Mozaik projem ile 1996'da Dünya Şiir Günü fikri tek başıma Moda Burnu’nda turlarken gelmiştir.”

İlhamı nereden ya da kimden alıyorsunuz? İlham periniz ya da daha rahat konsantre olup yazdığınız favori mekanınız var mı?

“Her an her yerde yazabilirim. Bu kıvama kırk yaşımda kavuşmuştum. Hayatın kendisi ilham perisi, benim için.”

Sahnelenmekte olan ya da yakın zamanda sahnelenecek piyesleriniz, yayımlanacak eserleriniz ya da çevirileriniz var mı?

“Kösem Sultan-Deli İbrahim-Avcı Mehmed odaklı ‘Zırhlı Kurt’ adlı oyunum İstanbul BB Şehir Tiyatroları’nda Erol Keskin ustamızın rejisi ile sahnede. Saygı ile karşılanan titiz bir ekip çalışması ürünü. İsrailli yazar Savyon Liebrecht’in Hanna-Arendt-Heidegger ilişkisinde odaklanan “Aşkın Sıradanlığı” piyesini Tel Aviv’deki festivalde izleyip beğenmiştim; çevirdim, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı olarak ilgiyle izleniyor. 1988’de librettosunu yazdığım Ali Baba ve Kırk Haramiler operası yirminci yıl aradan sonra tekrar besteci Selman Ada’nın şefliği ve usta rejisörümüz Murat Göksu’nun rejisi ile bu sezon Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde. 2004’te ‘kurduğum’ ama “Yaşasın Delilik” adlı tek kişilik oyunumu birkaç temsil sunduktan sonra sağlık ve meşguliyet nedeniyle ‘dinlenmeye aldığım’ Tiyatro Su (T H2O) hayata döndü: Yazıp yönettiğim Bok Sosyolojisi adlı oyun sahnelenmeye başladı. “Oluşmak” adlı yaşama düşünceleri derlemem Pan yayınları arasında –ve tabii ki satılmıyor. Helikopter yayını olan 300 Yaş Konuşması adlı öykü kitabım ile önceki kitaplarım nasıl satılmadı ise. Bir “worstseller” (“en az satan”) yazarıyım. Ben bana düşeni yapıyorum. Gerisi başkalarını ilgilendirir.”

Yazıp yönettiğiniz 'Bok Sosyolojisi' adlı oyunun prömiyerini Duru Tiyatro'da yapmanız da Moda'ya vefa bağlamında algılanabilir mi?

“Emre Kınay'ın Duru Tiyatrosu bize yuva oldu. Harika bir ekip var, o tiyatroda. O mekân aynı zamanda benim okulumun salonu. Kadıköy Maarif Koleji olarak bilinen, daha sonra Kadıköy Anadolu Lisesi olan okula çok şey borçluyum. Tabii, Kadıköylüyüm, Modalıyım. Bir kucaklaşma bu. Vefa bağlamında ele almanıza sevindim.”


http://www.gazetekadikoy.com.tr/pdf/232012145354371dosya7.pdf / http://www.gazetekadikoy.com.tr/haberDetay.aspx?haberID=2239

7 Aralık 2011 Çarşamba

Gönüllü reji asistanlığı yaptığım 'Otobüs' oyunu







StanislavStratiev'in yazdığı OTOBÜS oyunu İstanbul Şehir Tiyatro'sunda Arif AKKAYA yönetmenliğinde Ocak 2012 tarihinde sergilenmeye başlıyor...

Bir ülkenin nereden gelip nereye gittiğini bir otobüs yolculuğunda anlatan oyun; pek çok yergi içermekte...

Oyunun kurgusu içinde, ülkenin geçtiği dönemleri anlatan Homur Mizah Grubu'nun hazırladığı karikatürler de yer almaktadır...

YAZAN:Stanislav Stratiev
ÇEVİREN:Cahangir Novruzov
YÖNETMEN:Arif Akkaya
DRAMATURG:Hatice Yurtduru
SAHNE TASARIM:Barış Dinçel
KOSTÜM TASARIM:Ayşen Aktengiz, Onur Uğurlu
IŞIK TASARIM:Kemal Yiğitcan
EFEKT:Metin Taşkın, Ersin Aşar
KOREOGRAFİ:Mikel Vidhi
KARİKATÜRLER:HOMUR Mizah ve Karikatür Grubu
ANİMASYON:Cem Ulu, Arif Akkaya
YÖNETMEN YARDIMCILARI:Göksel Arslan, Burcu Çoban
MÜZİK ÇALIŞTIRICISI:Orcan Dönmezer
BARKOVİZYON UYGULAMA:Serkan Yavşan
SUFLÖR:Feriha Eyüboğlu
GÖNÜLLÜ REJİ ASİSTANI: Seda Tansuker

OYUNCULAR

YAZAR: Fahri KINCIR
AKILLI: Ahmet ÖZARSLAN
HUYSUZ: Mert AYKUL
VİRTÜÖZ:Mert TURAK
DELİKANLI: Elyesa EVKAYA
KIZ:İrem ERKAYA
UYUZ:Burak DAVUTOĞLU
ERKEK:Can ERTUĞRUL
KADIN:Berrin AKDENİZ
KÖYLÜ:Ergun ÜĞLÜ
ŞOFÖR:Barış Çağatay ÇAKIROĞLU

HOMUR EKİBİ

Canol KOCAGÖZ
Atay SÖZER
Asuman KÜÇÜKKANTARCILAR
Atilla ATALA
Coşkun GÖLE
Vahit AKÇA

Prömiyer; 18 Ocak 2012
Daha fazla bilgi ve görseller için; http://otobus-oyunu.blogspot.com/

http://www.youtube.com/watch?v=S48_4NEkezE&feature=youtu.be

http://www.youtube.com/watch?v=V6Jj_kAigCs&feature=BFa&list=UUK0AXaRK1HwzNA_S07VfNbw&lf=plcp

BASINDAN

http://www.stanislavstratiev.org/home.html

http://karikaturculerdernegi.com/2012/01/bu-oyun-bir-kara-komedi-oyun-boyunca-perdeye-yuzlerce-karikatur-yansiyor/

http://www.eneger.com/otobus-ibb-sehir-tiyatrolarinin-yeni-oyunu/

http://www.evetbenim.com/haber/haberdetay/15928-Otobus:_Yeni_Oyun_iBB_sehir_Tiyatrolari.html

http://www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=5163&kt=1

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=308330

http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Haber.aspx?hid=286

http://www.tiyatronline.com/haberler/oyun-elestrisi/2350/otobus.html

http://www.galatagazete.com/o/index.php/sanat/tyatro/3912-sahnede-karikatuer-.html

http://fotogaleri.gazetevatan.com/magazin-turu/21710/2/Magazin

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Magazin/2012/02/15/otobuste-ask

http://nelindukkanci.blogspot.com/2012/02/bu-bir-elestiri-degildir-olsa-da-olur.html

http://otobus-oyunu.blogspot.com/2012/02/ulusal-kanalda-konusma.html

http://mimesis-dergi.org/2012/02/tiyatrocular-baskilara-yonelik-basin-aciklamasi-duzenledi-2/

http://www.aydinlikgazete.com/index.php?option=com_content&view=article&id=9110%3Atuncer-cuecenolu-otobues&catid=100%3Atuncer-cuecenolu&Itemid=104

http://www.tiyatronline.com/haberler/kitap-dergi/2625/tiyatro-tiyatro-dergisi-mart-sayisi-cikti.html

http://www.evrensel.net/news.php?id=26344

http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=2038 http://homur.blogspot.com/2012_01_01_archive.html

13 Kasım 2011 Pazar

Yönetmenliğini yaptığım "Engeller=Ön yargılarımız" Etkinliği














Engellerin önündeki tek engel ön yargılarımız, farkında mısınız? Sanat yoluyla ortak dil yaratılarak katılımcıların ‘engelleri’ deneyimlemesi ve empati kurması sağlanarak ‘toplumdaki’ farkındalığı arttırmak fikriyle yola çıkan Seda Tansuker, Kadıköy Belediyesi Engelli Danışma ve Dayanışma Merkezi ile ortak bir çalışmaya imza atıyor. Geri sayım başladı! 3 Aralık 2011 / 20.00 / CKM A Salonu Türkiye ve dünyada ilk kez denenecek performansta ön yargılarınızı kırmaya hazır mısınız? Ortak dil konuşmayı deneyimlemek için 3 Aralık 2011 Cumartesi saat 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi A Salonu’na davetlisiniz!
Evrenin Armonisi, Umut, Beni Engelleme…
Birbirimize dokunmaktan korkar olmaya başlamışken, tek ortak duyumuzun dokunmak olduğunu unutmayarak gelin engellere dokunarak birer birer engelleri kaldıralım. Anlatıcı Demet Kırkıç, piyanist Emre Şahinalp, çellist Feride Berin Öget, ressam Naci Yenier ve dansçı Memet Sefa Öztürk’ün katılımıyla, “Engeller = Önyargılarımız” sloganıyla deneyimlenecek performansta üç ana başlık bulunuyor; “Evrenin Armonisi”, “Umut” ve “Beni Engelleme”.
Yöneten: Seda Tansuker
Katılımcılar: Demet Kırkıç, Emre Şahinalp, Feride Berin Öget, Memet Sefa Öztürk ve Naci Yenier.*
*İsimler alfabetik sıra ile yazılmıştır.
İletişim Adresleri Kadıköy Belediyesi Engelli Danışma ve Dayanışma Merkezi 0216 348 42 54 kevsercan78@gmail.com / meyseyilmaz@gmail.com / sedatansuker@gmail.com


BASINDA

http://kadikoyengellimeclisi.org/component/content/article/154-farkindamisiniz
http://www.gazetekadikoy.com.tr/haberDetay.aspx?haberID=1923 ************************************************************************************************************** Etkinliğe katılamayan ve / veya bilgi edinmek isteyenler için; Üç ana bölümden oluşan performansta karanlık sahnede önce ışık, ilham perisi rolündeki baleti aydınlatır. Balet, sahnede özgürce dans eder. Ardından; piyanist, çellist, ressam ve yazara dansıyla ilham vermesi esnasında tek tek oyuncuların ışıkları yanar. Aynı sahnede, birbirlerinin sadece hisseden sanatçılar görürüz. Yazar, baletten aldığı ilhamla Sessizliğin Çığlığı şiirini ve Bay Duyarsız öyküsünü yazar. Projeksiyonla yansıtılan arka planda onun yazım sürecini de görmüş oluruz. Dans, çello ve piyanonun uyumu ile de sanki yazarın ve / veya ressamın odasında teypten gelen müziği dinliyormuşuz ve ondan ilham alıyorlarmış hissine kapılırız. Ressamın resmini tamamlamasıyla resim, projeksiyon yardımıyla fon oluşturacak şekilde duvara yansıtılır. Sahnedeki herkesin birbirlerini ilk fark etmeleri piyanoda Frank Sinatra'nın My Way şarkısının çalındığı anda olur. Hepsi piyanonun başına toplanır ve hep bir ağızdan şarkının nakaratını söyleyerek performansı bitirirler... ***************** EVRENİN ARMONİSİ: SESSİZLİĞİN ÇIĞLIĞI Sonsuz bir senfonide boğulup, kaybolmak... Köpüklerim yeni melodi ve sonatlara dönüşürken Derinliklerimdeki inciler tuvale boyaların armonisi olarak Dönmeli. Bir gün batımında yeniden dirilsem Bir martının bedeninde... Çığlıklarım yüzsün gökyüzünde kaygısızca... Dalgalar coşsun, tüm kederimi alıp yutsun derinlere... (Seda Tansuker) **************** UMUT: Memet Sefa Öztürk kendi yazdığı şiiri okudu. **************** BENİ ENGELLEME: Bay Duyarsız Her devrin adamı olan anti-kahramanımız Bay Duyarsız, günlerden bir gün mezarlığın önünden geçerken, içinden bir ses içeri girmesini söyledi. İç sesini dinlemeyecek kadar duyarsız anti-kahramanımız, kendini mezarlığın girişinde yerde gördüğü bozuk paralara yönelmiş bulunarak, acaba daha para bulabilir miyim düşüncesiyle çoktandır ölmüş insanlığın son istirahatgahı olan mezarlığın içine girdi. Başına güneş geçtiği için midir bilinmez ama mezarlığın girişindeki heykelin ona göz kırptığını sonra da konuştuğunu fark etti. Bay Duyarsız, heykelin pil ile mi güneş enerjisi kullanarak mı konuşabildiğini düşünedursun, kendini bir anda sinema salonunun içinde geçmişi ona gösterilirken buldu. Bunun bir kabus olduğunu kendine inandırmaya çalışırken sinema perdesinde, bundan yirmi yıl önce arabasıyla yaptığı kazayı gördü. Ortalıkta kimse var mı diye baktıktan sonra kaçan Duyarsız’ı demek ki birileri gizli kameraya çekmişti. Ne tuhaf, onun gençliğinde mobese kameraları da yoktu halbuki… Perdeden kulağına, çarpmış olduğu yedi aylık hamile kadının çığlıkları yankılanmaktaydı. Sonra perdede güzeller güzeli bir kız bebek belirdi. Yaptığı kazayla bebeğin işitme, annesinin ise yürüme yetisini kaybetmesine neden olmuştu. Bunu, heykel sayesinde şimdi öğreniyordu. Perdede sekiz yaşlarında, beline kadar uzanan kızıl kıvırcık saçları rüzgarda çilli suratını kaplayan yeşil gözlü bir kız çocuğu vardı. Doğumuyla başlayan sessizlik dışında bir şeyle tanışamamış kız, kendini okulda kendi gibi aynı kaderi paylaşan çocuklarla oynarken gördü. Bugüne kadar önemsiz gördüğü kazayı yapmasaydı küçük bir çocuğun dünyasından sesleri kopartıp almayacaktı… Kendini, tekrar mezarlıkta ama bu sefer heykelin dibinde uyurken beli tutulmuş buldu. Bir anda, ne zamandır aklına bile gelmemiş olan annesini ziyaret etmek istedi. Ne de olsa kadının evini türlü bahanelerle elinden alarak evine yerleşmişti. Ziyaret sırasında annesinin gönlünü almak için ona çiçek almak istedi. Önce, bankadan para çekmesi gerekiyordu. Banka ATM’leri yüksekte bulunuyordu. Beli tutuk olduğundan doğrulacak durumda hissediyordu kendini. Bu sırada tekerlekli sandalyede bir kadın para çekmek için ATM’ye yanaştı. Kadının suratına dikkatlice bakınca birkaç dakika önce perdede ona seyrettirilen, arabasıyla çarptığı kadın olduğunu gördü! Eğilemediği için kadından yardım isteyecekti sonra vicdan azabıyla vazgeçti. Yürümeye devam ederken kaldırımda görmeyene engel olan kazı çalışmasını gördü. Kaldırım taşlarının gelişigüzel yerleştirilmesi yüzünden yerinden çıkmış taşa takılarak düştü ve acılar içinde kıvranmaya başladı. Bay Duyarsız’ın görmezden geldiği tam yanından yürüyen görmeyen ise görme engelli yönlendirme taşlarının her yerde olmaması nedeniyle yolların engel teşkil eden olumsuzluklarını ezberlemek zorunda bırakıldığından dimdik ayakta durdu ve acılar içinde kıvran Bay Duyarsız için ambulansı aradı. En yakın hastaneye kaldırılan Duyarsız, iki dizinin de kırılması sonucu bir süreliğine tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştı. Evi, beşinci katta bulunuyordu. Üstelik apartman eski olduğundan asansör de yoktu! Bugüne kadar komşularını tanımaya tenezzül bile etmemiş Bay Duyarsız’a yine o önemsemediği komşuları yardım ederek beşinci kata taşıdı. Evdeki ilk günü sıkıcı geçti. İkinci günü ilk işi sinemaya gitmek olacaktı. Yine komşularına telefon açarak yardım istedi ve onu beş kat aşağıya taşıdılar. Evinin yakınındaki sinemanın önüne geldiğinde tekerlekli sandalyeyle çıkamayacağını fark etti. Sokaktan geçen yürüyemeyen, tekerlekli sandalyesinden Bay Duyarsız’a seslendi. ‘Mimarisinde bizlerin çıkabileceği rampa yok!” Bugüne kadar rampaları bebek arabası için zannetmişti oysa! Çevreden geçenlerden yardım istedi, beş kişinin yardımıyla içeri girdi ve gişeye yöneldi. Sinema biletini aldı ama bu sefer de sinemanın içindeki dik merdivenler inmesi için yine yardım gerekti! Film başlamak üzereydi ve herkes yerine bir an önce yerleşme telaşına düşmüştü. Tıpkı onun eskiden yaptığı gibi şimdi de herkes onu görmezden geliyordu! Sanki yürüyemeyenlerin sinemaya gitme hakkı yokmuş gibi… Duyarsız, ilk defa insani bir özellik göstererek ağlamaya başladı. Sokaktan geçenlerden yardım isteyerek dışarı çıkarıldı. Bugüne kadar gözlerini kaçırdığı göremeyen, yürüyemeyen ve işitemeyenlerin aslında toplum tarafından ‘engellendiğini’ anladı. Bağıra bağıra ‘BENİ ENGELLEME’ diye ağlamaya devam ederek evinin yolunu tuttu. Kendini sağlıklı ve normal olarak adlandırılan herkes bir kaza sonucu engellenen adayı olabilir. Bu öykünün devamı, toplum olarak koyduğumuz engelin farkına vardığımız gün mutlu sonla yazılabilir. (Seda Tansuker) ********************************************************************************************************************

5 Eylül 2011 Pazartesi

Dramaturgluk ve yönetmenliğini yaptığım Şefin Tavsiyesi Oyuncuları "Kaybetmek / Piyanist" adlı oyun






















Şefin Tavsiyesi Oyuncuları

"Kaybetmek / Piyanist"

Yazan; Ezgi Gizem Gülümser
Dramaturg / Yöneten; Seda Tansuker
Oynayanlar; Ezgi Gizem Gülümser - Eyüp Bayşi

http://www.youtube.com/watch?v=vMMRPtIehZk

-El ele verip gri olamadık…

Ezgi Gizem Gülümser’in yazdığı, Seda Tansuker'in dramaturjisini yapıp yönettiği “Kaybetmek / Piyanist” adlı oyun, Şefin Tavsiyesi Oyuncuları tarafından 16 Ekim Pazar saat 20.30’da Factory Music & Art Performance Club’da seyirciyle buluşuyor. (Kasım ve aralık ayı programımız aşağıdadır.)

Hayattaki her şeyin, kaybetmenin bile kokusu olduğuna inanlardan mısınız?

“Koku hırsızlığına inanır mısınız? Ten olmayınca koku hep eksik kalır. Koku onun adının anlamıdır. Parfüm kimyasaldır ama ten yakıcı… “

Peki ya birini kaybetmekten çok yeteneğinizi kaybetmek uykularınızı kaçırıyor mu?

Eğer bir piyanistseniz yokluğunuzu ilk parmak uçlarınız fark edecektir. Çünkü piyanistler sahnede konuşmazlar sadece parmaklarıyla iletişim kurarlar. “Bizler, konuşmuyoruz. Öylesine susuyoruz ki, kendi kendimize konuşmalarımızı bile duymuyoruz…”

Eyüp Bayşi ile Ezgi Gizem Gülümser’in başrollerini paylaştığı oyunda yerinizi ayırttık. Sizi bekliyor olacağız.

Prömiyer
Tarih: 16 Ekim 2011
Saat: 20.30
El ele verip hayatınızda kaybettiklerinizi griye dönüştürmek isterseniz işte program ve iletişim adreslerimiz;

KASIM AYI PROGRAMI

15 / 22 ve 29 Kasım Saat 20.30'da Taksim Seyr-i Mesel'e bekleriz!

Seyr-i Mesel Tiyatro Atölyesi

Adres;İstiklal Caddesi Şehit Muhtar Mahallesi İmam Adnan-Nane Sokak No 5/4
Beyoğlu / İstanbul
Mail adresi; seyrimesel@gmail.com / sedatansuker@gmail.com

ARALIK AYI PROGRAMI

6 Aralık Salı / 13 Aralık Salı / 27 Aralık Salı
ve 27 Aralık Saat 20.30'da Factory Music & Art Performance Club'a bekleriz!

GALA PROGRAMI: 13 Aralık Salı / 20.30 / Factory Music & Art Performance Club

Factory Music & Art Performance Club

Adres; İstiklal Cad. No:88/48 Rumeli Han C Blok Kat 1 Beyoğlu, 34430
Telefon; 0542 344 01 81 / 0507 770 74 86
Mail adresi; salimari@msn.com / sedatansuker@gmail.com

İZMİR TURNESİ

*20.01.2012 / 14.00 / İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE)/ Urla
*20.01.2012 / 20.30 / Cocktails Bar / Alsancak
*23.01.2012 / 20.30 / Ay Işığı Sanat Merkezi / Hülya Nutku Sahnesi / Konak *25.07.2012 / 20.00 / İzmir Beşart Kültür Merkezi / Konak *26.07.2012 /20.00 / İzmir Beşart Kültür Merkezi / Konak



Sevgi ve saygılarımızla

Şefin Tavsiyesi Oyuncuları

BASINDA

http://www.iyte.edu.tr/Duyurular.aspx?m=514

http://www.iyte.edu.tr/Duyurular.aspx?m=521

http://www.technotoday.com.tr/Detay/5663/Sefin-Tavsiyesi-Oyuncularindan-Kaybetmek-Piyanist

http://www.bugunbugece.com/istanbulv2/Etkinlikler/Etkinlik/sefin-tavsiyesi-oyunculari-kaybetmek-piyanist

http://istanbultiyatrorehberi.com/rehber/kaybetmek-piyanist

http://www.i-gunler.com/Istanbul/Etkinlik/Tiyatro/B-Kaybetmek-/-Piyanist-E75007-T360.html

http://groups.google.com/group/tiyatrodunyasi/browse_thread/thread/afff2ce46a800fbd/69ed1c10496edb81?show_docid=69ed1c10496edb81

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kaybetmek%2Fpiyanist